Ceza hukukunda 'kast' ve 'taksir' arasındaki temel ayrım, failin iradesinin suçun hangi unsurlarına yönelik olduğu açısından nasıl açıklanır? Taksirle işlenen suçların cezalandırılabilmesi için kanunda özel bir şart aranır mı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #191497

Ceza hukukunda asli kusur türü olan kast ile istisnai kusur türü olan taksir arasındaki temel ayrım, failin iradesinin suçun 'netice' (sonuç) unsuruna yönelik olup olmamasında yatar. Metinde de bu ayrım şöyle açıklanmıştır: - Kast: Kanunda suç olarak tanımlanan eylemin 'hareket ve netice kısımlarının fail tarafından bilinip istenerek yapılmasıdır.' Fail hem hareketi yapmayı (örneğin tetiği çekmeyi) hem de bu hareketten doğacak neticeyi (örneğin birinin ölmesini) bilmekte ve istemektedir. İrade, hem harekete hem de neticeye yöneliktir. - Taksir: Suça konu eylemin 'hareket kısmının fail tarafından bilinip istenerek yapılması, fakat bundan doğan sonucun istenmemesidir.' Fail, hareketi (örneğin hızlı araba kullanmayı) iradi olarak yapar, ancak bu hareketten doğan neticeyi (örneğin birine çarparak yaralamayı) istemez. İrade sadece harekete yöneliktir, neticeye yönelik değildir. Netice, dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlali sonucu istenmeden gerçekleşir. Taksirle işlenen suçların cezalandırılabilmesi için kanunda özel bir şart aranır. Bu şart, 'kanunilik ilkesi'nin bir gereğidir. Bir fiilin taksirli halinin cezalandırılabilmesi için, kanunda bu durumun 'açıkça' belirtilmiş olması gerekir. Metinde bu durum, 'Taksir derecesinde kusur sorumluluğu, ancak kanun koyucu düzenlediğinde dikkate alınır, aksi halde kastın yokluğu fiili suç olmaktan çıkarır.' cümlesiyle ifade edilmiştir. Örneğin, TCK'da 'taksirle adam öldürme' veya 'taksirle yaralama' suçları açıkça düzenlenmiştir. Ancak 'taksirle hırsızlık' diye bir suç tipi yoktur. Bu nedenle bir kişi, dalgınlıkla başkasının malını alsa, taksirli davransa bile hırsızlık suçundan cezalandırılamaz.