CMK m. 152 ve Avukatlık Kanunu m. 38'e aykırı olarak, menfaatleri çatışan iki sanığın aynı müdafii tarafından savunulduğu bir yargılamada verilen mahkumiyet hükmü, Yargıtay tarafından nasıl bir hukuki değerlendirmeye tabi tutulur? Bu durumun sanıkların savunma hakkına etkisi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #191491

Yargıtay, menfaatleri çatışan sanıkların aynı müdafii tarafından temsil edilmesini, savunma hakkını (Anayasa m. 36, AİHS m. 6) esaslı bir şekilde ihlal eden 'mutlak bir bozma nedeni' olarak kabul etmektedir. Bu durum, yargılamanın adilliğine gölge düşüren ve tek başına hükmün bozulmasını gerektiren ağır bir usul hatasıdır. Sanıkların savunma hakkına etkisi şudur: Müdafi, aynı anda iki zıt menfaati savunamaz. Bir sanığı aklamak için yapacağı bir savunma (örneğin 'suçu ben değil, diğer sanık işledi' şeklinde bir savunma), diğer müvekkilinin aleyhine olacaktır. Bu durumda müdafi, ya bir müvekkilini feda etmek ya da her ikisi için de etkisiz ve zayıf bir savunma yapmak ikilemiyle karşı karşıya kalır. Her iki durumda da en az bir sanığın (genellikle her ikisinin de) savunma hakkı etkin bir şekilde kullanılamamış olur. Bu duruma 'savunmada zafiyet' denir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin E:2017/11908, K:2018/2355 sayılı kararında, birbirlerini suçlayan alt ve üst bayi yetkilisi sanıkların aynı avukat tarafından savunulması, 'CMK’nın 152. maddesine aykırı davranılması' olarak nitelendirilmiş ve hükmün 'sair yönleri incelenmeksizin' bu sebepten dolayı bozulmasına karar verilmiştir. Bu ifade, Yargıtay'ın bu usul hatasını başka hiçbir delili veya gerekçeyi incelemeye gerek duymayacak kadar önemli gördüğünü göstermektedir.