Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu (TCK m. 155/2) ile hırsızlık suçu (TCK m. 141) arasındaki temel ayrım, zilyetliğin devri açısından nasıl ortaya çıkmaktadır? Bu iki suçun konusunu oluşturabilecek mallar açısından bir farklılık var mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #191475

Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu ile hırsızlık suçu arasındaki en temel ve belirgin fark, suç konusu mal üzerindeki zilyetliğin faile nasıl geçtiği noktasındadır. Metinde de vurgulandığı gibi: 1. Zilyetliğin Devri: - Güveni Kötüye Kullanma Suçunda: Malın zilyetliği (fiili hakimiyeti), malik tarafından faile 'rızayla' devredilmiştir. Bu devir, bir hizmet ilişkisi, sözleşme veya emanet ilişkisi gereği olabilir. Fail, kendisine rızayla devredilen bu zilyetliği, devir amacının dışına çıkarak kendi veya başkasının yararına kullanır. Yani suç, zilyetlik devredildikten sonra işlenir. - Hırsızlık Suçunda: Malın zilyetliği, malikin 'rızası olmaksızın' fail tarafından elde edilir. Fail, malı bulunduğu yerden zilyedinin rızası dışında alır. Suçun başlangıcında rızaya dayalı bir devir yoktur. 2. Suçun Konusu: - Hırsızlık suçu, kanun tanımı gereği sadece 'taşınır mallara' karşı işlenebilir. Bir taşınmazın çalınması mümkün değildir. - Güveni kötüye kullanma suçunun konusu ise hem 'taşınır mallar' hem de 'taşınmaz mallar' olabilir. Örneğin, belirli bir amaçla kullanılması için zilyetliği devredilen bir taşınmazın, devir amacına aykırı olarak satılması veya kiraya verilmesi güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabilir. Bu iki temel fark, iki suçu birbirinden ayıran en önemli kriterlerdir.