Vasiyetnamenin tenfizi davasında zamanaşımı süresi ne kadardır ve bu süre ne zaman işlemeye başlar? TMK m. 571'de düzenlenen tenkis davası açma hakkına ilişkin 1 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıç tarihi ile tenfiz davası zamanaşımının başlangıç tarihi arasındaki ilişkiyi açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #191431

Vasiyetnamenin tenfizi davası, vasiyet alacaklısının mirasçılara karşı sahip olduğu kişisel bir alacak hakkına dayandığından, Borçlar Kanunu'ndaki genel zamanaşımı kuralına tabidir. TMK m. 602 uyarınca bu süre **10 yıldır.** Bu 10 yıllık zamanaşımı süresinin ne zaman başlayacağı kritik bir konudur. Metindeki açıklamaya ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, zamanaşımı süresinin başlangıcı, vasiyet alacağının **muaccel olduğu (istenebilir hale geldiği)** tarihtir. Vasiyet alacağı, vasiyetnamenin tenfizine engel bir durum kalmadığında muaccel olur. Bu da genellikle vasiyetnamenin, mirasbırakanın ölümünden sonra **Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından açılıp, ilgililere okunması (veya tebliğ edilmesi) ve yasal itiraz sürelerinin geçerek kesinleşmesiyle** olur. Bu nedenle, tenfiz davasındaki 10 yıllık zamanaşımı süresi, kural olarak **vasiyetnamenin açılıp okunduğu (veya hazır olmayanlar için tebliğ edildiği) tarihten itibaren** işlemeye başlar. **Tenkis ve Tenfiz Süreleri Arasındaki İlişki:** TMK m. 571, tenkis davası için iki ayrı süre öngörür: Saklı pay sahibi mirasçıların, saklı paylarının zedelendiğini **öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıllık** hak düşürücü süre ve her halde **vasiyetnamelerde açılma tarihinin üzerinden 10 yıl** geçmekle düşen bir üst süre. Bu iki süre arasındaki ilişki şöyledir: * Vasiyetnamenin açılmasıyla birlikte, hem tenfiz alacaklısının 10 yıllık zamanaşımı süresi hem de tenkis davası için öngörülen üst sınır olan 10 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar. * Ancak tenkis davası, tenfiz davası için bir 'bekletici mesele'dir. Saklı paylı mirasçılar, vasiyetnamenin açılmasından sonraki 1 yıllık (veya öğrenmeden itibaren 1 yıllık) süre içinde tenkis davası açarlarsa, tenfiz davasına bakan mahkeme, bu tenkis davasının sonucunu beklemek zorundadır. * Çünkü tenkis davası sonucunda vasiyetle bırakılan malın bir kısmının veya tamamının iadesine karar verilebilir. Bu da tenfiz edilecek bir mal kalmamasına yol açabilir. Özetle, vasiyetnamenin açılması her iki süreci de tetikler, ancak bir tenkis davasının varlığı, tenfiz davasının görülmesini ve sonuçlanmasını engeller. Tenfiz davası, ancak vasiyetnameye karşı yasal süreler içinde bir itiraz (iptal veya tenkis davası) yapılmamışsa veya yapılan itirazlar reddedilip karar kesinleşmişse sonuçlanabilir.