1475 sayılı İş Kanunu'nun halen yürürlükte olan 14. maddesine göre, kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde iş sözleşmesini feshetmesi halinde kıdem tazminatına hak kazanacağı düzenlenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E:2015/3743, K:2018/81 sayılı kararında, resmi nikah tarihinden 19 gün önce 'evlilik dolayısıyla' işten ayrılan davacının kıdem tazminatı talebi neden reddedilmiştir? Bu karar, fesih hakkının kullanılma zamanı açısından hangi kesin kuralı ortaya koymaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #191418

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E:2015/3743, K:2018/81 sayılı kararında davacının kıdem tazminatı talebinin reddedilmesinin temel nedeni, 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yer alan '...kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi...' ifadesinin lafzı ve amacına sıkı sıkıya bağlı bir yorum yapılmasıdır. Bu karar, fesih hakkının kullanılma zamanı açısından şu kesin kuralı ortaya koymaktadır: **Kıdem tazminatına hak kazanabilmek için, iş sözleşmesinin feshi, resmi evliliğin gerçekleştiği tarihten SONRA ve bu tarihten itibaren başlayan bir yıllık hak düşürücü süre içinde yapılmalıdır.** Kararın hukuki gerekçesi şöyledir: 1. **Hakkın Doğum Anı:** Kanun, kadın işçiye bu özel fesih hakkını, 'evlilik olgusuna' bağlamıştır. Hukuken evlilik, resmi nikah akdinin yapıldığı anda kurulur. Dolayısıyla, fesih hakkı da ancak bu tarihte doğar. Henüz doğmamış bir hakkın kullanılması hukuken mümkün değildir. 2. **'Müstakbel Bir Evlilik' Gerekçe Olamaz:** Davacı, işten ayrılırken henüz hukuken 'evli' değildir. Fesih anında, 'evlenme niyetiyle' veya 'yakında evleneceği için' işi bırakmıştır. Yargıtay, bu durumu 'müstakbel bir evlilik için sözleşmeyi feshetme' olarak nitelendirmiş ve kanunun bu durumu kapsamadığını belirtmiştir. Kanun, 'evleneceği için' işten ayrılmayı değil, 'evlendiği için' işten ayrılmayı koruma altına almıştır. 3. **Lafzı Yorum:** Kanun metni 'evlendiği tarihten itibaren' diyerek hakkın başlangıç anını net bir şekilde belirlemiştir. Bu ifadeden, evlilik öncesi bir dönemin de kapsandığı şeklinde genişletici veya amaçsal bir yorum yapılamayacağı kabul edilmiştir. Fesih anında, Medeni Kanun anlamında geçerli bir evliliğin mevcut olması zorunlu bir şarttır. Sonuç olarak Yargıtay, niyetin veya evliliğe çok yakın bir tarihte işten ayrılmanın yeterli olmadığını, feshin hukuken geçerli bir evlilik kurulduktan sonra yapılması gerektiğini kesin bir şekilde içtihat haline getirmiştir.