5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 161. maddesi, Cumhuriyet savcısının soruşturma evresindeki görev ve yetkilerini düzenlerken, adli kolluğun savcının emrinde olduğunu belirtir. Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin E:2018/1267, K:2019/3134 sayılı kararında, polis memurlarının bir hırsızlık ihbarını 'yanlış anlaşılma' olarak değerlendirip Cumhuriyet savcısına bildirmemeleri neden 'görevi ihmal' (TCK m. 257/2) suçu kapsamında görülmüştür? Bu karar, adli kolluğun takdir yetkisinin sınırlarını nasıl çizmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #191412

Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, polis memurlarının eyleminin 'görevi ihmal' suçu kapsamında görülmesinin temel nedeni, CMK m. 161/2'nin adli kolluğa yüklediği amir hükmün ihlal edilmesidir. Bu madde, 'Adlî kolluk görevlileri, elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür' demektedir. Bu karar, adli kolluğun takdir yetkisinin sınırlarını şu şekilde çizmektedir: 1. **Nitelendirme Yetkisi Savcıdadır:** Bir olayın adli bir vaka olup olmadığını, yani bir suç teşkil edip etmediğini nihai olarak nitelendirme yetkisi, soruşturmanın başı olan Cumhuriyet savcısına aittir. Kolluk görevlilerinin, kendilerine gelen bir ihbar veya karşılaştıkları bir olay hakkında 'bu suç değil', 'yanlış anlaşılma var' veya 'takibe değmez' gibi hukuki bir değerlendirme yaparak olayı savcıya bildirmeme gibi bir takdir yetkisi yoktur. 2. **Kolluğun Görevi 'Tespit ve Bildirim'dir:** Kolluğun o aşamadaki görevi, olayı tüm maddi yönleriyle tespit etmek, tutanağa bağlamak ve bu bilgileri 'derhal' Cumhuriyet savcısına bildirmektir. Soruşturmanın başlatılıp başlatılmayacağına, hangi işlemlerin yapılacağına veya dosyanın kapatılıp kapatılmayacağına karar verecek olan tek makam savcıdır. Yargıtay kararında polislerin, olayın hırsızlık olmadığına kanaat getirerek kendi inisiyatifleriyle dosyayı kapatmaları, savcının bu yetkisini gasp etmek anlamına gelir. 3. **İhmalin Suç Unsuru Olması:** TCK m. 257/2'deki görevi ihmal suçunun oluşması için, görevin gereklerinin yapılmasında 'gecikme veya ihmal' gösterilmesi ve bu nedenle bir 'kamu zararı' veya 'kişi mağduriyeti'nin doğması ya da bir kişiye 'haksız bir menfaat' sağlanması gerekir. Yargıtay, olayın savcıya bildirilmemesiyle, mağdurun şikayet ve hak arama hakkının kullanılmasının geciktirildiğini veya engellendiğini, dolayısıyla bir 'kişi mağduriyeti'nin doğduğunu kabul etmiştir. Bu ihmal, adli sürecin başlamasını engelleyerek adaletin tecellisini geciktirmiştir. Sonuç olarak bu karar, CMK'nın benimsediği 'soruşturmada savcı merkezli' sistemin bir gereği olarak, adli kolluğun görevinin hukuki nitelendirme yapmak değil, tespit ettiği tüm adli olayları eksiksiz ve gecikmeksizin soruşturmanın sahibine, yani Cumhuriyet savcısına bildirmek olduğunu kesin bir dille ortaya koymaktadır.