Bir eser sözleşmesinde kararlaştırılan 'yetki şartı'nın, sözleşmenin tarafı olmayan ancak alacağı temlik alan 'cüzi halef'i bağlayıp bağlamayacağını, 1086 sayılı HUMK m. 22 ve 6100 sayılı HMK hükümleri çerçevesinde tartışınız. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin E:2014/380, K:2014/5419 sayılı kararı bu konuda hangi ilkeyi benimsemiştir? Ayrıca, mahkemeler için kararlaştırılan bir yetki şartı, İİK m. 50 uyarınca icra daireleri için de geçerli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #191383

Bir eser sözleşmesinde usulüne uygun olarak kararlaştırılan yetki şartı, kural olarak sadece sözleşmenin taraflarını bağlar. Ancak, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin E:2014/380, K:2014/5419 sayılı kararında da benimsendiği üzere, geçerli bir yetki sözleşmesi, sözleşmenin taraflarını bağladığı gibi onların **külli ve cüzi haleflerini de bağlar**. Bu ilkenin temeli, alacağın temliki ile birlikte alacağa bağlı olan fer'i hakların ve yan edimlerin de temellük edene geçmesidir. Yetki şartı da sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların çözüm yerine ilişkin, alacağa sıkı sıkıya bağlı bir usuli şart olduğundan, alacağı devralan cüzi halef (temlik alan), bu şartla da bağlı hale gelir. Dolayısıyla, temlik alan davacı, alacağı devraldığı yüklenicinin imzaladığı sözleşmedeki yetki şartına uymak zorundadır. Kararın ve yerleşik uygulamanın dayandığı hukuki mantık şöyledir: * **Yetki Sözleşmesinin Niteliği:** Yetki sözleşmeleri (veya şartları), 1086 sayılı HUMK m. 22 (ve HMK m. 17) uyarınca, yetkinin kamu düzenine ilişkin olmadığı durumlarda tarafların anlaşarak belirli bir yer mahkemesini yetkili kılmasıdır. Bu sözleşmeler usul hukuku işlemi olmakla birlikte, geçerlilikleri maddi hukuk ilkelerine tabidir ve kuruldukları tarihteki kanuna göre değerlendirilir. * **Cüzi Halefiyetin Etkisi:** Alacağın temliki (Borçlar Kanunu hükümleri), alacak hakkını tüm fer'ileriyle birlikte devralana geçirir. Yetki şartı da bu fer'i hak ve yükümlülüklerden biri olarak kabul edilir. Temlik alan, alacağı hangi koşullar altında doğmuşsa o koşullarla birlikte devralır. Aksi bir yorum, borçlunun durumunu ağırlaştırır ve borçluyu, hiç öngörmediği bir yerde dava edilme riskiyle karşı karşıya bırakır. **İcra Daireleri İçin Geçerlilik:** İİK'nın 50. maddesi, para ve teminat alacaklarına ilişkin takiplerde yetki konusunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanacağını belirtir. Yargıtay, bu hükümden hareketle, mahkemeler için geçerli olarak kararlaştırılan bir yetki sözleşmesinin, o yerdeki **icra dairelerini de yetkili kıldığını** istikrarlı bir şekilde kabul etmektedir. Dolayısıyla, Yargıtay 15. HD kararında da belirtildiği gibi, sözleşmede 'İstanbul Mahkemeleri'nin yetkili kılınması, 'İstanbul İcra Daireleri'nin de yetkili olduğu anlamına gelir ve takip bu icra dairelerinde başlatılabilir.