Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin E:2015/17637 sayılı kararında, sanığın kendisini polis olarak tanıtıp metal bir polis rozeti (arması) göstermesi eyleminin, neden TCK m. 264'te düzenlenen 'özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma' suçunu oluşturmadığına karar verilmiştir? Bu karar, TCK m. 264'ün maddi unsurlarının yorumlanması açısından hangi kısıtlayıcı ilkeyi benimsemektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #191361

Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, metal bir polis rozeti gösterme eyleminin TCK m. 264'teki suçu oluşturmadığına karar verilmesinin temel nedeni, kanun maddesinin lafzına sıkı sıkıya bağlı, dar ve kısıtlayıcı bir yorum yapılmasıdır. TCK m. 264'ün maddi unsurları iki seçimlik hareketten oluşur: a) Bir rütbe veya kamu görevinin veya mesleğin, **resmi elbisesini** yetkisi olmaksızın alenen ve başkalarını yanıltacak şekilde giymek. b) Hakkı olmayan **nişan veya madalyaları** takmak. Yargıtay'ın bu ve benzeri kararlarında benimsediği kısıtlayıcı ilke şudur: Maddede sayılan 'resmi elbise', 'nişan' ve 'madalya' kavramları, kanuni ve sınırlı (numerus clausus) olarak anlaşılmalıdır. Bu kavramların kapsamı, kıyas yoluyla veya genişletici yorumla başka unsurları içerecek şekilde genişletilemez. Kararın gerekçesi bu ilkeye dayanır: * **Resmi Elbise Değildir:** Sanığın gösterdiği metal polis rozeti veya kokart, tek başına bir 'resmi elbise' değildir. Resmi elbise, bir kamu görevlisinin görev sırasında giydiği, yönetmeliklerle belirlenmiş üniformanın bütününü veya ayırt edici ana parçalarını (ceket, gömlek, pantolon vb.) ifade eder. * **Nişan veya Madalya Değildir:** Gösterilen rozet veya kokart, 2933 sayılı Madalya ve Nişanlar Kanunu'nda tanımlanan ve devlet tarafından belirli başarılar veya hizmetler karşılığında verilen resmi 'nişan' veya 'madalya' niteliğinde de değildir. Bunlar, sadece bir kuruma aidiyeti gösteren kimlik tamamlayıcı aksesuarlardır. Sonuç olarak Yargıtay, kanun maddesinde 'rozet', 'arma', 'kokart' veya 'kimlik kartı' gibi ibareler yer almadığı için, bu tür nesnelerin gösterilmesinin TCK m. 264'ün lafzı kapsamına girmediğini kabul etmektedir. Bu durum, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin (TCK m. 2) katı bir yorumudur. Sanığın eylemi, şartları varsa 'kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi' (TCK m. 262) veya dolandırıcılık gibi başka suçları oluşturabilir, ancak TCK m. 264 bu eylemi kapsamamaktadır.