Kadına yönelik şiddetle mücadelede, 6284 sayılı Kanun çerçevesinde uygulanan tedbirlerin 'teoride kaldığı' ve 'yetersiz' olduğu eleştirisi metinde dile getirilmektedir. Metinde önerilen 'uzaktan elektronik takip sistemi'nin (elektronik kelepçe), Anayasa'nın 23. maddesi ile güvence altına alınan 'seyahat özgürlüğü' ile potansiyel çatışmasını, orantılılık ilkesi çerçevesinde nasıl değerlendirirsiniz? Bu tedbirin hangi koşullarda meşru bir sınırlama olarak kabul edilebileceğini açıklayınız.
Metinde önerilen 'uzaktan elektronik takip sistemi'nin (elektronik kelepçe), şiddet uygulama potansiyeli olan kişinin seyahat özgürlüğünü (Anayasa m. 23) sınırladığı açıktır. Ancak, Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlükler, hakkın özüne dokunmaksızın, kanunla ve anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve orantılılık ilkesine uygun olarak sınırlanabilir. Bu potansiyel çatışma, orantılılık ilkesi çerçevesinde şöyle değerlendirilebilir: **Orantılılık İlkesinin Unsurları Açısından Değerlendirme:** 1. **Elverişlilik:** Uygulanan tedbir (elektronik kelepçe), ulaşılmak istenen amaç (kadının yaşam hakkını ve vücut bütünlüğünü korumak) için elverişli midir? Evet, şiddet failinin mağdura yaklaşmasını anlık olarak takip edip kolluğun müdahalesini sağlamak, şiddeti önlemede elverişli bir araçtır. 2. **Gereklilik (Zorunluluk):** Amaca ulaşmak için daha hafif bir sınırlama getiren başka bir tedbir var mıdır? Sadece uzaklaştırma kararı vermek, failin bu karara uyup uymadığını denetlemede yetersiz kalabilmektedir. Metinde de belirtildiği gibi, şiddet anında 'butonla yardım çağırmanın' bir anlamı olmayabilir. Elektronik kelepçe, önleyici koruma sağlaması açısından, daha hafif tedbirlerin yetersiz kaldığı durumlarda 'gerekli' bir araç olarak görülebilir. 3. **Orantılılık (Ölçülülük):** Sınırlama ile elde edilmek istenen fayda (mağdurun yaşam hakkının korunması) ile bireyin katlandığı külfet (seyahat özgürlüğünün kısıtlanması) arasında makul bir denge var mıdır? Evet, bir kişinin yaşam hakkı ve vücut bütünlüğü, diğer bir kişinin seyahat özgürlüğünden daha üstün bir hukuki değerdir. Özellikle ciddi ve yakın bir şiddet tehlikesi varsa, bu denge mağdur lehine kurulmalıdır. **Tedbirin Meşru Bir Sınırlama Olarak Kabul Edilebilme Koşulları:** Metinde de işaret edildiği gibi, bu tedbirin meşru sayılabilmesi için keyfi ve genel bir uygulama olmaması gerekir. Şu koşulların varlığı aranmalıdır: * **Kanunla Düzenlenme:** Sınırlama, 6284 sayılı Kanun gibi açık bir kanuni dayanağa sahip olmalıdır. * **Somut ve Ciddi Tehlike:** Tedbir, her durumda değil, sadece mağdur için somut, ciddi ve yakın bir şiddet tehlikesinin varlığı halinde uygulanmalıdır. Metinde belirtildiği gibi, 'daha önce kadına şiddet kullanan veya kullanmaya teşebbüs eden veya bu sebeple takip edilen kişiler' gibi risk profili yüksek kişiler hedeflenmelidir. * **Hakim Kararı:** Seyahat özgürlüğüne yönelik bu ciddi müdahale, keyfiliği önlemek için mutlaka bir hakim kararına dayanmalıdır. * **Belirli ve Sınırlı Uygulama:** Koruma alanı (örneğin mağdurun evi, işyeri çevresi) ve yasaklılık mesafesi (örn: 600 metre) somut olarak belirlenmeli, kişinin seyahat özgürlüğü gereğinden fazla kısıtlanmamalıdır. Tedbir, belirli bir süre için verilmeli ve tehlike ortadan kalktığında kaldırılmalıdır. Bu koşullar altında uygulandığında, elektronik kelepçe, orantılılık ilkesine uygun ve Anayasa m. 17 (Yaşama Hakkı) ve m. 5'teki (Devletin temel amaç ve görevleri) pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi için meşru bir sınırlama olarak kabul edilebilir.