6100 sayılı HMK'nın 281. maddesi, tarafların bilirkişi raporuna itiraz süresini 'iki hafta' olarak belirlemiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin E:2016/8293, K:2016/9683 sayılı kararında, mahkemenin bu süreyi 5 güne indirmesi neden bozma sebebi sayılmıştır? Bu kararı, HMK'nın sürelerle ilgili genel prensiplerini düzenleyen 90. ve 94. maddeleriyle birlikte analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #191271

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararında mahkemenin bilirkişi raporuna itiraz süresini 5 güne indirmesi, HMK'nın sürelerle ilgili temel ilkelerine ve adil yargılanma hakkının bir unsuru olan hukuki dinlenilme hakkına (HMK m. 27) aykırılık teşkil ettiği için bozma sebebi sayılmıştır. Bu durum, HMK'nın 90. ve 94. maddeleriyle birlikte incelendiğinde netlik kazanır: 1. **Kanuni Sürelerin Değiştirilemezliği İlkesi (HMK m. 90):** Bu madde, sürelerin ya kanun tarafından ya da hakim tarafından belirleneceğini, ancak 'kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında hakimin, kanundaki süreleri artıramayacağını veya eksiltemeyeceğini' açıkça hükme bağlar. HMK m. 281'de belirtilen 'iki haftalık' itiraz süresi, 'kanuni' bir süredir. Dolayısıyla, hakimin bu süreyi kısaltma veya uzatma yetkisi yoktur. Mahkemenin süreyi 5 güne indirmesi, HMK m. 90'ın bu amir hükmünün doğrudan ihlalidir. 2. **Kesin Sürelerin Niteliği (HMK m. 94):** Bu madde, kanunun belirlediği sürelerin 'kesin' olduğunu belirtir. Kesin süre içinde yapılması gereken işlem yapılmazsa, o taraf o işlemi yapma hakkını kaybeder. Hakim, ancak kendi takdir ettiği sürelerin kesin olduğuna karar verebilir. Kanuni süreler ise kendiliğinden kesindir. Mahkemenin, kanuni ve kesin bir süre olan iki haftalık süreyi keyfi olarak 5 güne indirmesi, tarafın savunma hakkını ve delilleri tartışma imkanını ciddi şekilde kısıtlar. 3. **Hukuki Dinlenilme Hakkı (HMK m. 27):** Yargıtay kararında da vurgulandığı gibi, bu hak, tarafların yargılamayla ilgili bilgi sahibi olmasını, açıklama ve ispat hakkını kullanmasını gerektirir. Bilirkişi raporu, davanın esasına etki eden önemli bir delildir. Tarafa bu raporu incelemek, anlamak, bir uzmana danışmak ve itirazlarını gerekçeli bir şekilde hazırlamak için kanunun tanıdığı iki haftalık sürenin fiilen elinden alınması, savunma hakkının ve dolayısıyla hukuki dinlenilme hakkının özünün zedelenmesi anlamına gelir. Sonuç olarak, Yargıtay'ın bozma kararı, hakimin kanunla belirlenmiş ve tarafların savunma hakkının etkin kullanımı için öngörülmüş emredici bir usul süresini değiştiremeyeceği fundamental ilkesine dayanmaktadır.