Etkin pişmanlıkta failin dışa yansıyan davranışının pişmanlığının tezahürü olarak kabul edilebilecek derecede iradi olması yeterli olup, iç dünyasına bakılıp gerçekten samimi olup olmadığı aranmaz. Bu ilkenin, ceza hukuku uygulamasında ne gibi kolaylıklar sağladığı ve neden tercih edildiği açıklanmıştır.
Bu ilke, ceza hukuku uygulamasında önemli kolaylıklar sağlar. Failin iç dünyasındaki pişmanlık duygusunun samimiyetini tespit etmek, hem pratik olarak imkansız hem de sübjektif yargılara yol açabilecek bir durumdur. Bu nedenle, yasa koyucu ve yargı, kişinin 'iç dünyasında gerçekten nedamet duyup duymadığına' bakmak yerine, 'kendi iradesiyle suç yolundan dönüp dönmemesine' ve bu dönüşü gösteren 'aktif, dışa yansıyan davranışlara' odaklanmıştır. Bu yaklaşım: 1. **Objektiflik:** Pişmanlığın tespiti daha somut ve objektif kriterlere bağlanır. 2. **Uygulanabilirlik:** Mahkemelerin psikolojik analizler yapmak zorunda kalmamasını sağlar. 3. **Teşvik Edicilik:** Faili, ceza indirimi motivasyonuyla da olsa, zararı giderme ve olumlu davranış sergilemeye teşvik eder. Ceza politikası gereği, suçun neticelerini ortadan kaldırmaya yönelik her türlü iradi davranış ödüllendirilir. Bu, adalet sisteminin daha verimli ve şeffaf işlemesine katkıda bulunur. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/687 E., 2019/703 K., TCK Madde 168 Gerekçesi)