CMK Madde 150 Gerekçesi'nde, avukatın seçilmesi ve atanmasının şüpheli veya sanığın iradesine bağlı olduğu belirtilirken, bunun sağlanmasının 'ülkenin koşullarıyla orantılı' olduğu vurgulanmıştır. Bu durum, Türkiye'deki adli yardım sistemi açısından ne anlama gelmektedir?
CMK Madde 150 Gerekçesi, avukattan yararlanmanın temel bir hak olduğunu belirtirken, bu hakkın sağlanmasının 'ülkenin koşullarıyla orantılı' olduğu vurgusu, bu hakkın mutlak olmadığını, yargı sisteminin kapasitesi, ekonomik imkanlar ve avukat sayısı gibi ülkesel şartlara göre düzenlenebileceği anlamına gelir. Türkiye'deki adli yardım sistemi, bu orantılılık ilkesi çerçevesinde hem isteğe bağlı (CMK 150/1) hem de zorunlu (CMK 150/2-3) müdafilik mekanizmalarını kurmuştur. Maddi durumu yeterli olmayan kişilere talep etmeleri halinde müdafi atanması (Adli Yardım) ve belirli ağır suçlarda veya özel durumdaki kişiler için istemleri aranmaksızın müdafi atanması, bu temel hakkın ülkenin koşullarına uygun olarak sağlanması çabasının bir sonucudur. Ancak bu orantılılığın, AİHM kararları doğrultusunda savunma hakkının özünü zedelememesi gerekmektedir. (CMK Madde 150 Gerekçesi, CMK Madde 150)