Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/497 K. sayılı kararında, koşulları oluşmasına rağmen TCK'nın 168. maddesinin (etkin pişmanlık) uygulanmaması ve hak ve yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suç olmadığı halde TCK 53/5'in uygulanması isabetsiz bulunmuştur. Bu durumda, kanun yararına bozma sonrası yapılacak işlemler ve Yargıtay'ın doğrudan hükmetme yetkisi nasıl değerlendirilmiştir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/497 K. sayılı kararında, TCK 168'in uygulanmaması ve TCK 53/5'in haksız yere uygulanması gibi hukuka aykırılıklar kanun yararına bozma isteminin kabul edilmesini gerektirmiştir. Karar, bu aykırılıkların CMK'nın 309/4-d maddesi kapsamında kaldığını belirtmiştir. CMK 309/4-d bendine göre, bozma nedeni hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder. Bu durumda, yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay'ın ilgili daire tarafından gerekli kararların doğrudan (yani etkin pişmanlık indirimi yaparak ve 53/5 uygulamasını kaldırarak) verilmesi gerekmektedir. Yerel mahkemeye yeniden yargılama için dosyanın gönderilmesi, bu fıkranın amacına aykırı bulunur. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/497 K., CMK Madde 309/4-d, TCK Madde 168, TCK Madde 53/5)