TCK Madde 168'de düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanabilmesi için 'failin veya suça iştirak eden kişinin bizzat pişmanlık göstererek iade veya tazmini gerçekleştirmesi' şartı, Yargıtay kararları ışığında nasıl yorumlanmaktadır? Özellikle üçüncü kişilerce yapılan tazminatlarda pişmanlık şartı nasıl değerlendirilir?
TCK Madde 168'in uygulanabilmesi için 'failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek' zararı gidermesi esastır. Yargıtay kararları, bu bizzat pişmanlık gösterme şartını 'pişmanlık sonucu olan iade ve tazmine' önem atfettiğini belirtir. Pişmanlığın mutlaka sözle ifade edilmesi zorunluluğu bulunmayıp davranışlar yoluyla da gösterilebileceği kabul edilir. Önemli olan, failin iradi, yani gönüllü olarak haksızlığın sonuçlarını ortadan kaldırmaya yönelik aktif davranışlarda bulunmasıdır. Zararın cebri icra yoluyla giderilmesi, failin rızası hilafına veya ondan habersiz üçüncü kişilerce giderilmesi hallerinde gerçek pişmanlıktan söz edilemez. Ancak sanığın en azından pişmanlığını veya iade ve tazmine rıza gösterdiğini ortaya koyacak söz veya davranışlarda bulunması, karşı duruş sergilememesi koşuluyla, suç nedeniyle meydana gelen zararın sanık adına üçüncü kişilerce giderilmesi halinde de etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması olayın özelliklerine göre mümkün olabilecektir. (TCK Madde 168 Gerekçesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/274 K., Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/120 E., 2019/135 K., Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/383 E., 2021/357 K.)