CMK m. 128 uyarınca el koyma kararı alınabilmesi için, 'suçtan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe' aranmaktadır. Bu şart, el konulacak malvarlığı ile işlenen suç arasında nasıl bir illiyet bağı kurulmasını gerektirir? Özellikle, bu tedbirin bir 'cezalandırma' aracı olarak değil, bir 'koruma tedbiri' olarak işlevini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189579

CMK m. 128'deki bu şart, el koyma tedbirinin keyfi uygulanmasını önlemek için getirilmiş önemli bir güvencedir. Kurulması gereken illiyet bağı, el konulacak malvarlığı değerinin (taşınmaz, araç, para vb.) maddede sayılan katalog suçların işlenmesi 'sonucunda' elde edildiğine yönelik 'somut delillere dayanan kuvvetli bir şüphe' olmasıdır. Yani, malvarlığının kaynağının suç geliri olduğuna dair ciddi emareler bulunmalıdır. Örneğin, uyuşturucu ticaretinden elde edilen parayla satın alındığına dair somut delil bulunan bir taşınmaza el konulabilir. Bu tedbir, bir cezalandırma veya müsadere önlemi değildir; bir 'koruma tedbiri'dir. Amacı, yargılama sonunda verilmesi muhtemel müsadere (TCK m. 55) kararının infazını güvence altına almaktır. Yani, suçtan elde edilen değerlerin yargılama sonuçlanana kadar başkalarına devredilerek kaçırılmasını önlemektir. Bu nedenle, sadece suçun işlenmesinde 'kullanılan' (örneğin hırsızlıkta kullanılan araba) ancak suçtan 'elde edilmeyen' bir malvarlığı, TCK m. 54 kapsamında delil olarak el konulabilir, ancak CMK m. 128 kapsamında bir 'gelir' olarak el konulamaz. Bu ayrım, tedbirin amacına uygun kullanılmasını sağlar.