Etkin pişmanlığın uygulanabilmesi için aranan 'failin bu davranışının iradi olması' şartı ne anlama gelmektedir? Failin, cezadan kurtulma saikiyle hareket etmesi, bu iradiliği ortadan kaldırır mı? YCGK 2015/517 E., 2016/154 K. kararındaki Adem Sözüer'in Adalet Komisyonu'ndaki beyanlarına atıfla açıklayınız.
'İradi olma' şartı, failin zararı giderme yönündeki davranışının herhangi bir dış zorlama (cebri icra, yakalanma anında üzerinde bulunma vb.) olmaksızın, kendi özgür kararına dayanması anlamına gelir. Bu, etkin pişmanlığın sübjektif unsurunu oluşturur. Ancak Yargıtay ve doktrin, bu iradiliğin değerlendirilmesinde failin iç dünyasına, yani gerçekten samimi bir nedamet duyup duymadığına bakılmayacağını kabul etmektedir. YCGK 2016/154 K. sayılı kararında da atıf yapılan Prof. Dr. Adem Sözüer'in TCK hazırlık sürecindeki beyanları bu noktayı aydınlatmaktadır. Buna göre, etkin pişmanlıkta önemli olan, suç politikası gereği, kişinin kendi iradesiyle suç yolundan dönmesi ve zararı gidermesidir. Failin bu davranışı sergilerken aynı zamanda 'cezadan kurtulma' veya 'daha az ceza alma' saikiyle hareket etmesi, iradiliği ortadan kaldırmaz. Önemli olan, failin sadece bu saikle hareket etmemiş olması, yani davranışının bir zorlama ürünü olmamasıdır. Dışa yansıyan davranışın, pişmanlığın bir tezahürü olarak kabul edilebilecek nitelikte ve gönüllü olması yeterlidir. Bu, etkin pişmanlığın objektifleştirilmiş bir sübjektif unsur taşıdığını gösterir.