CMK m. 128/1'e eklenen 'Bu madde kapsamında elkoyma kararı alınabilmesi için ilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Mali Suçları Araştırma Kurulu, Hazine Müsteşarlığı ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan, suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınır' hükmünün hukuki niteliği nedir? Bu rapor alınmadan verilen bir el koyma kararı hukuka uygun olur mu? Bu raporun bir 'dava şartı' mı yoksa 'delil değerlendirme aracı' mı olduğunu tartışınız.
Bu hükmün hukuki niteliği doktrinde tartışmalı olmakla birlikte, Yargıtay uygulamaları ve hükmün amacı dikkate alındığında, bunun bir 'dava şartı'ndan ziyade, el koyma kararının sağlıklı ve somut delillere dayanmasını sağlamaya yönelik bir 'delil değerlendirme aracı' ve 'usuli bir zorunluluk' olduğu kabul edilmektedir. Bu rapor, özellikle karmaşık mali suçlarda, suçtan elde edilen gelirin tespiti ve malvarlığı ile suç arasındaki illiyet bağının kurulması için hâkime teknik bir destek sağlamayı amaçlar. Hâkimin, yeterli bilgi ve uzmanlığa sahip olmadığı bir konuda keyfi veya dayanaksız karar vermesini önleyen bir güvencedir. Bu rapor alınmadan verilen bir el koyma kararı, özellikle rapor alınması zorunlu olan ve suç gelirinin tespiti teknik bilgi gerektiren durumlarda, 'somut delillere dayanma' şartını (CMK m. 128/1) ihlal edeceği için hukuka aykırı olacaktır. Ancak bu, mutlak bir dava şartı gibi anlaşılmamalıdır. Örneğin, suçtan elde edilen gelirin (mesela bir dolandırıcılık eyleminde mağdurdan alınan paranın) miktarı ve kaynağı dosyadaki diğer delillerle (banka dekontları, tanık beyanları vb.) çok açıksa ve teknik bir incelemeyi gerektirmiyorsa, rapor alınmadan karar verilmesi tek başına kararı sakatlamayabilir. Fakat kural olarak, kanunun saydığı kurumlardan rapor alınması, kararın hukuki denetiminde aranan önemli bir usuli gerekliliktir.