CMK m. 101/3, 'Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır' demektedir. Bu hüküm, sadece ilk tutuklama talebi anında mı, yoksa tutukluluğun devamına ilişkin kararların verildiği tüm aşamalarda ve tutuklu olarak yürütülen tüm kovuşturma boyunca mı zorunlu müdafilik getirir? YCGK 2018/441 E., 2020/468 K. sayılı kararının bu konudaki yorumunu açıklayınız.
YCGK 2020/468 K. sayılı kararına göre, CMK m. 101/3'teki zorunlu müdafilik, kural olarak 'ilk tutuklama talebi' anı için geçerlidir. Kanun koyucu, kişinin özgürlüğünün ilk kez kısıtlanacağı bu kritik aşamada, savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılabilmesi için müdafi yardımını zorunlu kılmıştır. Kararda, kanunun 'tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda' veya 'sanığın tutuklu olduğu yargılamalarda' müdafi atanmasına ilişkin genel bir zorunluluk hali düzenlemediği belirtilmiştir. Dolayısıyla, ilk sorgusunda müdafisi bulunan bir sanığın, daha sonraki tutukluluk incelemelerinde veya kovuşturma evresindeki duruşmalarda müdafisinin bulunmaması, tek başına CMK m. 101/3'ün ihlali anlamına gelmez. Ancak, bu durum sanığın müdafi yardımından yararlanma hakkının (CMK m. 147) ortadan kalktığı anlamına gelmez. Sanık talep ederse veya CMK m. 150/2-3'teki diğer zorunlu müdafilik halleri (yaş, maluliyet, ceza haddi) mevcutsa, yine müdafi atanması gerekir. Özetle, CMK m. 101/3, tutukluluk süresince devam eden bir zorunlu müdafilik hali yaratmaz.