Bir sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünde, sanığa isnat edilen eylemin, iddianamede anlatılan fiilden farklı bir fiil olduğu anlaşılmıştır. (Örneğin, iddianame A tarihli hırsızlığı anlatırken, mahkeme B tarihli hırsızlıktan hüküm kurmuştur). Bu karar kesinleşmiştir. Bu durum, 'davasız yargılama yasağı' ilkesi açısından kanun yararına bozma konusu yapılabilir mi?
Evet, bu durum tipik bir kanun yararına bozma nedenidir. Ceza muhakemesinin temel ilkelerinden biri olan 'davasız yargılama yasağı' (CMK m. 225), mahkemenin ancak iddianamede unsurları gösterilen fiil ve fail hakkında hüküm kurabileceğini belirtir. Mahkemenin, iddianamede anlatılan ve dava konusu yapılan fiilin dışına çıkarak, sanığı dava konusu yapılmamış başka bir fiilden dolayı mahkum etmesi, bu ilkenin ve dolayısıyla savunma hakkının en ağır şekilde ihlalidir. Bu, 'hukuka kesin aykırılık' hallerinden biridir. Karar kesinleşmiş olduğu için, bu hukuka aykırılık ancak CMK m. 309 kanun yararına bozma yoluyla giderilebilir. Yargıtay, bu talebi incelediğinde, davasız yargılama yapıldığını tespit ederek hükmü bozar. Bu durumda, Yargıtay'ın izleyeceği yol, CMK m. 309/4-d kapsamında, 'hükümlünün cezasının kaldırılmasına' doğrudan karar vermek olabilir. Çünkü sanık, hakkında dava açılmamış bir fiilden mahkum edilmiştir ve bu hüküm hukuken yok hükmündedir. Ayrıca Yargıtay, dava konusu yapılan ilk fiil hakkında ise bir hüküm kurulmadığı için, bu konuda gereğinin yapılması (düşme, beraat veya yeni bir hüküm kurulması) için dosyayı yerel mahkemeye iade de edebilir. Genellikle, cezanın kaldırılmasına karar verilir.