Bir sanık, TCK m. 168 uyarınca etkin pişmanlıktan yararlanmak amacıyla mağdurun zararını gidermek istemiş, ancak cezaevinde olduğu için bu işlemi bizzat yapamamıştır. Sanığın avukatı, kendi hesabından mağdurun zararını karşılamıştır. Bu durumda, ödemenin avukat tarafından yapılmış olması, etkin pişmanlığın 'bizzat' fail tarafından gösterilmesi şartına aykırılık teşkil eder mi?
Hayır, teşkil etmez. TCK m. 168'deki 'bizzat pişmanlık gösterme' şartı, pişmanlık 'iradesinin' faile ait olmasını ifade eder, zararı giderme 'eyleminin' fiziken fail tarafından yapılması zorunluluğunu değil. Yargıtay içtihatlarına göre, 'failin iradesine dayanan üçüncü kişinin hareketi de, bu hareketin yapılmasına fail tarafından neden olunduğu sürece yeterli kabul edilmelidir' (YCGK 2016/154 K.). Örnekteki durumda: - Sanık cezaevinde olduğu için zararı bizzat giderme imkanından yoksundur. - Avukat, müvekkilinin temsilcisidir ve onun talimatı veya onayıyla hareket ettiği karine olarak kabul edilir. Sanığın, avukatının bu eylemine karşı çıkmaması, bu gidermeye rıza gösterdiği anlamına gelir. Dolayısıyla, ödemenin avukat tarafından yapılması, zararın failin iradesi ve pişmanlığı doğrultusunda giderildiği gerçeğini değiştirmez. Avukat burada sadece bir 'aracı'dır. Bu nedenle, bu durum etkin pişmanlığın uygulanmasına engel değildir.