5271 sayılı CMK'nın 128/1. maddesindeki el koyma tedbiri, bir 'koruma tedbiri' olmasına rağmen, uygulamada orantısız kullanıldığında veya çok uzun sürdüğünde fiilen bir 'cezaya' dönüşme riski taşır mı? Bu riski azaltmak için hukuk sistemimizde ne gibi güvenceler bulunmaktadır?
Evet, bu risk mevcuttur. El koyma, teoride geçici bir koruma tedbiri olsa da, yargılamaların uzun sürdüğü durumlarda, bir kişinin veya şirketin malvarlığının yıllarca bloke edilmesi, fiilen mülkiyet hakkının kullanılmasını imkansız hale getirerek bir 'cezaya' dönüşebilir. Bu durum, kişinin ekonomik hayatını bitirebilir ve AİHS m. 6 (makul sürede yargılanma) ve Ek Protokol 1 (mülkiyetin korunması) ihlallerine yol açabilir. Hukuk sistemimiz, bu riski azaltmak için şu gibi güvenceler öngörmüştür: 1. **Hâkim Kararı Zorunluluğu:** Tedbirin keyfi uygulanmasını önlemek için 'hâkim kararı' şartı getirilmiştir (CMK m. 128/9). 2. **Kuvvetli Şüphe ve Somut Delil Şartı:** Kararın, soyut iddialara değil, 'somut delillere dayanan kuvvetli şüphe'ye dayanması zorunludur (m. 128/1). 3. **Rapor Zorunluluğu:** Özellikle mali suçlarda, uzman kurumlardan (MASAK vb.) rapor alınması, kararın objektif bir temele oturmasını sağlar (m. 128/1). 4. **İtiraz Hakkı:** Verilen el koyma kararlarına karşı, şüpheli/sanık veya ilgili üçüncü kişilerin itiraz etme hakkı bulunmaktadır (CMK m. 267 vd.). 5. **Periyodik Gözden Geçirme Yükümlülüğü:** Her ne kadar kanunda açık bir süre belirtilmese de, mahkemelerin, tutukluluk gibi diğer koruma tedbirlerinde olduğu gibi, el koyma tedbirinin devamının gerekip gerekmediğini makul aralıklarla re'sen veya talep üzerine gözden geçirme yükümlülüğü vardır. 6. **Tazminat Hakkı (CMK m. 141):** Haksız olduğu anlaşılan veya orantısız uygulanan el koyma nedeniyle uğranılan zararlar için devlet aleyhine tazminat davası açma imkanı bulunmaktadır. Bu güvenceler, el koymanın bir cezaya dönüşme riskini azaltmayı amaçlar, ancak etkin bir şekilde uygulanmaları esastır.