Kanun yararına bozma talebi üzerine, Yargıtay'ın CMK m. 309/4-d uyarınca 'daha hafif bir cezaya doğrudan hükmetmesi', TCK m. 62'deki takdiri indirim açısından nasıl bir sonuç doğurur? Yargıtay, bu yeni hükmü kurarken, TCK m. 62'yi uygulayabilir mi?
Bu konu, Yargıtay'ın takdir hakkının sınırlarıyla ilgilidir ve uygulamada farklılıklar görülebilir. Ancak temel ilkeler şunlardır: - **Takdiri İndirim Bir Hak Değildir:** TCK m. 62'deki takdiri indirim, sanık için kazanılmış bir hak değildir; mahkemenin takdirine bağlıdır. Bu takdir, sanığın duruşmadaki tutum ve davranışları gibi, Yargıtay'ın dosya üzerinden tam olarak değerlendiremeyeceği sübjektif unsurlara dayanır. - **Yargıtay'ın Rolü:** Yargıtay'ın kanun yararına bozmadaki rolü, bir 'hukukilik denetimi' yapmaktır, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek 'takdir hakkı kullanmak' değil. Bu nedenle, kural olarak Yargıtay, CMK m. 309/4-d uyarınca cezayı hafifleterek yeniden hüküm kurarken, ilk derece mahkemesi tarafından uygulanmamış olan TCK m. 62'yi re'sen uygulamaz. Çünkü bu, ilk derece mahkemesinin takdir alanına bir müdahale olurdu. Yargıtay, sadece ilk hükümde yapılan hukuki hatayı (örneğin, yanlış madde uygulanması) düzeltir ve bu düzeltmeye göre cezayı yeniden hesaplar. Ancak bir istisna olabilir: Eğer ilk derece mahkemesi TCK m. 62'yi uygulamış, ancak Yargıtay'ın yaptığı düzeltme (örneğin, suç vasfını değiştirme) sonucunda ortaya çıkan yeni temel ceza üzerinden bu indirimin yeniden hesaplanması gerekiyorsa, Yargıtay, ilk mahkemenin takdir iradesine saygı göstererek, bu indirimi yeni ceza üzerinden kendisi uygulayabilir. Ama hiç uygulanmamış bir takdiri indirimi ilk defa kendisi uygulamaz.