TCK m. 168'in uygulanabilmesi için mağdurun uğradığı 'zararın' giderilmesi gerekir. Bu 'zarar' kavramı, sadece suçun doğrudan neden olduğu maddi zararı mı kapsar, yoksa örneğin dolandırıcılık nedeniyle mağdurun ödemek zorunda kaldığı mahkeme masrafları veya avukatlık ücreti gibi dolaylı zararları da içerir mi?
Ceza hukuku anlamında etkin pişmanlık için aranan 'zarar', kural olarak suçun doğrudan neden olduğu 'maddi zarardır'. Bu, dolandırıcılık suçunda mağdurun hileli davranışlar sonucu sanığa verdiği para veya malın değeridir. Mağdurun, hakkını aramak için yaptığı mahkeme masrafları, avukatlık ücreti veya uğradığı manevi zarar gibi dolaylı ve yargılama gideri niteliğindeki zararlar, TCK m. 168'in uygulanması için failin gidermekle yükümlü olduğu 'zorunlu' zarar kapsamında kabul edilmez. Ancak, bu durumun iki yönü vardır: 1. **Zorunluluk:** Fail, sadece suçun doğrudan yarattığı maddi zararı gidererek TCK m. 168'den yararlanabilir. Mahkeme, onu dolaylı zararları da ödemeye zorlayamaz. 2. **Takdir Unsuru:** Eğer fail, pişmanlığının bir göstergesi olarak, doğrudan zararın yanı sıra, mağdurun yaptığı bu dolaylı masrafları da gönüllü olarak karşılarsa, bu durum, failin pişmanlığının derecesini ve samimiyetini gösteren çok olumlu bir emare olarak kabul edilir. Mahkeme, bu davranışı, TCK m. 168'deki indirim oranını belirlerken (örneğin, üst sınıra yakın bir indirim yaparak) veya TCK m. 62'deki takdiri indirimi uygularken failin lehine güçlü bir kriter olarak değerlendirmelidir. Özetle, dolaylı zararların tazmini bir zorunluluk değil, ancak yapılması halinde failin lehine sonuç doğuran bir takdir unsurudur.