Bir sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünde, duruşma savcısının esas hakkındaki mütalaası alınmadan karar verilmiştir. Bu karar, istinaf/temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Bu durum, CMK m. 309 kanun yararına bozma konusu yapılabilir mi? Yapılırsa, Yargıtay'ın izleyeceği yol ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189523

Evet, bu durum kesin bir kanun yararına bozma nedenidir. Duruşma savcısının esas hakkındaki mütalaasını sunması, ceza muhakemesinin 'çelişmeli yargılama' (silahların eşitliği) ilkesinin ve iddia makamının yargılamadaki fonksiyonunun temel bir gereğidir. Savcının mütalaası alınmadan hüküm kurulması, CMK m. 216'nın ve adil yargılanma hakkının ağır bir ihlalidir. Bu, savunma hakkını da dolaylı olarak kısıtlar, çünkü savunma büyük ölçüde iddiaya karşı yapılır. Yargıtay, bu hukuka aykırılığı tespit ettiğinde, kararı CMK m. 309 uyarınca bozar. Uygulanacak fıkra, CMK m. 309/4-b'dir. Çünkü bu, 'savunma hakkını ... kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin' bir hukuka aykırılıktır. Yargıtay, bu nedenle: 1. Hükmü kanun yararına bozar. 2. Dosyayı, yeniden yargılama yapılması için kararı veren mahkemeye gönderir. 3. Yerel mahkeme, duruşma açarak, Cumhuriyet Savcısından esas hakkındaki mütalaasını almalı, sanık ve müdafisine bu mütalaaya karşı savunma hakkı tanımalı ve bundan sonra yeni bir hüküm kurmalıdır. 4. Verilecek yeni hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.