Bir sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün, CMK m. 309 uyarınca kanun yararına bozulmasına karar verilmiştir. Bu bozma kararı, aynı olayda yargılanan ve hükümleri kesinleşen diğer sanıkları da etkiler mi? 'Sirayet' (yayılma) ilkesi bu durumda işler mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189517

Kural olarak işlemez. Kanun yararına bozma, talebe bağlı ve talepte belirtilen kişiyle sınırlı, istisnai bir kanun yoludur. CMK'da, temyiz incelemesindeki 'sirayet' (CMK m. 299, eski m. 325) kurumunun, kanun yararına bozma için de geçerli olduğuna dair açık bir hüküm bulunmamaktadır. Sirayet, olağan kanun yollarına özgü bir ilkedir. Ancak, Yargıtay uygulamasında, çok istisnai durumlarda, hakkaniyet gereği ve adaletin ağır bir şekilde zedelenmesini önlemek amacıyla, bu ilkenin kıyasen uygulanabildiği görülmektedir. Örneğin, Yargıtay 13. CD 2017/9893 K. kararında, bir sanık hakkında yapılan bozmanın, aynı hukuki ve fiili durumda olan ve temyiz istemi süresinde olmadığı için reddedilen diğer sanığa da 'sirayet ettirilmesine' karar verilmiştir. Bu, Yargıtay'ın, kanunun lafzını zorlayarak, bariz bir adaletsizliği önlemek için başvurduğu istisnai bir yöntemdir. Kural, kanun yararına bozmanın sadece hakkında talepte bulunulan kişiyi etkilemesidir. Ancak, diğer sanıkların durumu da birebir aynı hukuka aykırılığı içeriyorsa, onlar da Adalet Bakanlığı'na ayrı bir talepte bulunarak kendi hükümlerinin de kanun yararına bozulmasını isteyebilirler. Sirayet, bu yolda bir kural değil, çok nadir bir istisnadır.