CMK m. 150/3 uyarınca zorunlu müdafilik gerektiren bir suçtan yapılan yargılamada, mahkeme müdafi atamış, ancak atanan müdafi hiçbir duruşmaya katılmamıştır. Mahkeme, yargılamaya müdafinin yokluğunda devam ederek hüküm kurmuştur. Bu durum, 'müdafi atanmış olması' nedeniyle usule uygun mudur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189515

Hayır, usule uygun değildir ve ağır bir savunma hakkı ihlalidir. Zorunlu müdafiliğin amacı, sanığa kağıt üzerinde bir avukat atanması değil, sanığın yargılama boyunca 'fiilen' bir müdafinin hukuki yardımından yararlanmasının sağlanmasıdır. Sadece atama yapılıp, müdafinin duruşmalardaki varlığının ve katılımının sağlanmaması, zorunluluğun şeklen yerine getirilmesi, ancak özünün boşaltılması anlamına gelir. CMK m. 188/1, 'kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hallerde müdafiinin hazır bulunmasının şart olduğunu' belirtir. Atanan müdafi duruşmaya gelmiyorsa, mahkemenin: - Müdafiye ulaşarak gelmesini sağlaması, - Mazeretini araştırması, mazereti geçerli değilse baroya durumu bildirerek yeni bir müdafi atanmasını talep etmesi, - Duruşmayı, yeni müdafinin katılımı sağlanana kadar ertelemesi gerekir. Mahkemenin, müdafinin yokluğunda yargılamaya devam etmesi, CMK m. 188/1 ve m. 289/1-e'nin (duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişinin yokluğu) açık ihlalidir. Bu durum, kararın temyiz incelemesinde kesin olarak bozulmasına neden olur. Atama yapmak yeterli değildir; fiili katılımı sağlamak zorunludur.