Yargıtay, bir kanun yararına bozma incelemesinde, ilk derece mahkemesinin kararının 'gerekçesiz' olduğu (CMK m. 230) gerekçesiyle bozulmasına karar verebilir mi? Bu durum, CMK m. 309'da aranan 'hukuka aykırılık' şartını karşılar mı?
Evet, karar verebilir. Kararların gerekçeli olması, Anayasa'nın 141. maddesi ve AİHS'nin 6. maddesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel bir unsurudur. CMK m. 230 ise, hükümde nelerin yer alması gerektiğini ve özellikle 'delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi' gibi unsurlarla gerekçenin nasıl oluşturulacağını açıkça düzenlemiştir. Bir mahkeme kararının, bu unsurları içermeyecek şekilde tamamen 'gerekçesiz' olması veya klişe, soyut ifadelerle geçiştirilmesi, CMK m. 230'un açık ihlalidir. Bu, takdir hakkının kullanımıyla ilgili bir isabetsizlik değil, kanunun emredici bir usul kuralına uyulmamasıdır. Dolayısıyla, bu durum CMK m. 309 kapsamında bir 'hukuka aykırılık' oluşturur ve kesinleşmiş bir hükümdeki bu tür bariz bir eksiklik, kanun yararına bozma konusu yapılabilir. Yargıtay, bu durumda kararı, genellikle CMK m. 309/4-b kapsamında, yeniden usulüne uygun ve gerekçeli bir hüküm kurulması için bozarak yerel mahkemeye gönderir.