5237 sayılı TCK'nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlığın uygulanabilmesi için, failin pişmanlığının 'içten ve samimi' olması gerektiğine dair bir şart kanun metninde yer almamaktadır. Buna rağmen, mahkemeler ve Yargıtay kararlarında sıkça 'samimi pişmanlık' ifadesi kullanılmasının hukuki anlamı ve işlevi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189485

Bu ifadenin kullanılmasının hukuki anlamı ve işlevi, etkin pişmanlığın sübjektif unsuru olan 'iradilik' ve 'gönüllülük' halini vurgulamaktır. Kanun metninde böyle bir şart olmasa da, Yargıtay ve mahkemeler, bu ifadeyi şu amaçlarla kullanır: 1. **İradiliği Vurgulamak:** 'Samimi pişmanlık', zararı giderme eyleminin, failin kendi özgür iradesiyle, bir dış zorlama (cebri icra, yakalanma anı vb.) olmaksızın gerçekleştiğini ifade eder. Samimi olmayan, yani zorlama altında yapılan bir giderme, etkin pişmanlık sayılmaz. 'Samimiyet' burada 'gönüllülük' ile eş anlamlı kullanılır. 2. **Takdir Hakkının Gerekçelendirilmesi:** Özellikle indirim oranının belirlenmesinde, mahkeme bu ifadeyi takdir hakkının bir gerekçesi olarak kullanır. Failin davranışları, zararı gidermedeki çabası ve duruşmadaki tutumu, mahkemede 'samimi' bir pişmanlık izlenimi bırakmışsa, bu durum indirim oranının üst sınıra yakın belirlenmesini haklı kılabilir. Tersi durumda ise, alt sınıra yakın bir indirim uygulanabilir. 3. **Mekanik Uygulamayı Önlemek:** Bu ifade, etkin pişmanlığın sadece zararın parasal olarak karşılanmasından ibaret, mekanik bir süreç olmadığını; arkasında failin suça ve mağdura yönelik olumlu bir tutum değişikliğinin yattığını hatırlatma işlevi görür. Sonuç olarak, 'samimi pişmanlık' ifadesi, kanuni bir şart olmaktan çok, mahkemenin, kanunun aradığı 'iradilik' unsurunu ve cezanın bireyselleştirilmesindeki takdir hakkını somutlaştırmak için kullandığı bir 'yorum aracı' ve 'gerekçelendirme' ifadesidir.