5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi uyarınca müdafi atanması gereken bir suçtan yargılanan sanık, yargılamanın başında müdafi istemediğini beyan etmiş, ancak karar duruşmasında, esas hakkındaki savunmasını yapmadan önce 'pişman olduğunu ve bir avukat istediğini' belirtmiştir. Mahkemenin bu son dakika talebi karşısında nasıl bir yol izlemesi gerekir?
Mahkemenin, sanığın bu talebini kabul ederek derhal barodan bir müdafi görevlendirilmesini istemesi ve yeni müdafiye dosyayı inceleyip savunma hazırlaması için makul bir süre vererek duruşmayı ertelemesi gerekir. İzlenmesi gereken yol şudur: 1. **Talep Hakkı:** Sanığın, yargılamanın her aşamasında müdafi yardımından yararlanma hakkı vardır (CMK m. 149). Başlangıçta bu haktan feragat etmiş olması, daha sonra bu talebini yenilemesine engel değildir. 2. **Zorunluluk Hali:** Sanığın yargılandığı suç, zaten CMK m. 150/3 kapsamında zorunlu müdafilik gerektirmektedir. Sanığın başlangıçtaki beyanı, bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz. Mahkemenin en başından itibaren müdafi ataması gerekirdi. Sanığın sonradan talepte bulunması, bu baştaki hatanın telafisi için bir fırsattır. 3. **Savunma Hakkının Etkinliği:** Sanığa, talep ettiği anda bir müdafi atanmadan ve bu müdafiye savunma hazırlığı için yeterli süre tanınmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması, savunma hakkının (AİHS m. 6/3-c) ağır bir ihlali olur. Mahkemenin, 'yargılamayı uzatmaya yönelik' olduğu gibi bir gerekçeyle bu talebi reddetmesi, özellikle zorunlu müdafilik kapsamında olan bir suçta, kesin bir bozma nedeni teşkil edecektir. Sanığın talebi, adil yargılanma hakkının temel bir gereği olarak kabul edilmeli ve yerine getirilmelidir.