Bir sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünde, TCK m. 50 uyarınca kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırıma çevrilmesi zorunlu olduğu halde (örneğin, TCK m. 50/3 uyarınca suça sürüklenen çocuk durumu), mahkeme bu çevirmeyi yapmamıştır. Karar kesinleşmiştir. Yargıtay, kanun yararına bozma incelemesinde, doğrudan hapis cezasını bir seçenek yaptırıma çevirebilir mi, yoksa dosyayı yerel mahkemeye mi iade etmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189468

Bu durumda Yargıtay, dosyayı yerel mahkemeye iade etmelidir. YCGK'nin 2018/373 K. sayılı kararındaki genel mantık burada da geçerlidir. TCK m. 50'deki seçenek yaptırımlardan hangisinin (adli para cezası, kamuya yararlı bir işte çalıştırma, belirli yerlere gitmekten yasaklanma vb.) uygulanacağına karar vermek, sanığın kişiliğini, sosyal ve ekonomik durumunu gözlemleyen yerel mahkemenin 'takdir yetkisi' kapsamındadır. Yargıtay'ın, dosyayı görmeden, sanığı dinlemeden, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek hangi seçenek yaptırımın daha uygun olacağına karar vermesi, 'doğrudanlık' ve 'yüz yüzelik' ilkelerine aykırı olurdu. Bu nedenle, hukuka aykırılık (çevirme zorunluluğuna uyulmaması) CMK m. 309/4-d kapsamında 'daha hafif bir cezayı' gerektirse de, bu cezanın niteliğinin belirlenmesi takdire bağlı olduğu için, Yargıtay doğrudan hükmetmez. Bunun yerine, kararı CMK m. 309/4-b (davanın esasını çözmeyen yöne veya savunma hakkını etkileyen usul işlemine ilişkin bozma) kapsamında değerlendirerek, seçenek yaptırım konusunun takdir edilmesi ve yeni bir hüküm kurulması için dosyayı, 'aleyhe sonuç doğurmama' kaydıyla, yerel mahkemeye gönderir.