Etkin pişmanlıkta failin 'pişmanlık' göstermesi aranırken, bu pişmanlığın saiki (nedeni) önemli midir? Örneğin, failin gerçekten üzüldüğü için değil de, sadece daha az ceza alacağını bildiği için veya ailesinin sosyal baskısı nedeniyle zararı gidermesi, TCK m. 168'in uygulanmasına engel midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189466

Hayır, engel değildir. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, etkin pişmanlığın uygulanmasında, pişmanlığın arkasında yatan saik (neden) araştırılmaz. Önemli olan, failin dışa yansıyan 'iradi' ve 'aktif' davranışıdır. Yargı makamlarının, failin gerçekten ahlaki bir nedamet mi duyduğunu, yoksa faydacı bir yaklaşımla mı (cezadan kurtulma, sosyal baskıdan kurtulma vb.) hareket ettiğini tespit etmesi hem mümkün değildir hem de hukukun görevi değildir. (Bkz. YCGK 2016/154 K.) Hukuk, failin davranışını ve bu davranışın sonucunu (zararın giderilmesi) ödüllendirir. Failin, zararı giderme eylemini, bir dış zorlama (cebri icra, yakalanma anı vb.) olmaksızın, kendi özgür iradesiyle gerçekleştirmesi yeterlidir. Bu iradenin altında yatan psikolojik nedenler veya saikler, etkin pişmanlığın uygulanmasını etkilemez. Aksi bir yorum, müessesenin uygulanmasını neredeyse imkansız hale getirir ve hukuki belirliliği ortadan kaldırırdı. Bu nedenle, 'cezadan kurtulma saiki' tek başına iradiliği ortadan kaldırmaz ve TCK m. 168'in uygulanmasına engel değildir.