Bir sanık, 'hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla hırsızlık' (TCK m. 144) suçundan yargılanmaktadır. Bu suç, 6763 sayılı Kanun değişikliği ile uzlaştırma kapsamına alınmıştır. Mahkemenin, bu değişikliği fark ederek, CMK m. 254'e göre dosyayı uzlaştırma bürosuna göndermek yerine, doğrudan 'davanın düşürülmesine' karar vermesi, hangi usul hatasını oluşturur ve neden? (Bkz. Yargıtay 2. CD 2018/567 E., 2018/1989 K.)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189462

Bu uygulama, uzlaştırma kurumunun mahiyetinin yanlış anlaşıldığını gösteren önemli bir usul hatasıdır. Yargıtay 2. CD 2018/1989 K. kararında da belirtildiği gibi, bir suçun uzlaştırma kapsamına girmesi, o suçla ilgili davanın kendiliğinden düşeceği anlamına gelmez. Uzlaştırma, bir 'kovuşturma şartı' değil, taraflara sunulan bir 'alternatif uyuşmazlık çözüm yolu'dur. Mahkemenin izlemesi gereken doğru usul, CMK m. 254 uyarınca, yargılamayı durdurarak dosyayı uzlaştırma bürosuna göndermektir. Davanın düşmesi, ancak uzlaştırma sürecinin 'başarıyla sonuçlanması' ve sanığın anlaşılan edimi yerine getirmesi halinde mümkündür. Eğer taraflar uzlaşamazsa, yargılamaya kaldığı yerden devam edilir. Mahkemenin, uzlaştırma prosedürünü işletmeden, yani tarafların uzlaşıp uzlaşmayacağı belli olmadan peşinen 'davanın düşmesine' karar vermesi, hem kanunun açık hükmüne (CMK m. 254) aykırıdır hem de varsayıma dayalı bir karar olduğu için hukuka aykırıdır. Bu durum, kanun yararına bozma nedenidir.