5271 sayılı CMK'nın 128. maddesi uyarınca el koyma kararı, soruşturmanın gizliliği (CMK m. 157) ilkesini ihlal eder mi? Bu iki ilke arasında nasıl bir denge kurulmalıdır?
CMK m. 128 uyarınca el koyma kararı, doğası gereği soruşturmanın gizliliği ilkesiyle bir gerilim yaratır, ancak onu ihlal etmez. İki ilke arasında kanun koyucu tarafından bir denge kurulmuştur. **Gerilim Noktaları:** - **Aleniyet:** El koyma kararının icrası, aleniyet gerektirir. Taşınmaza el konulduğunda tapu siciline, araca el konulduğunda trafik siciline şerh düşülür. Bu siciller kamuya açıktır. Banka hesabına el konulduğunda banka, şirket payına el konulduğunda şirket yönetimi ve ticaret sicili durumdan haberdar olur. Bu durum, soruşturmanın varlığını ve şüphelinin kimliğini üçüncü kişilere ifşa eder, bu da gizlilik ilkesiyle çelişir. **Denge Mekanizmaları:** - **Özel Hüküm Niteliği:** El koymaya ilişkin hükümler, soruşturmanın gizliliğine ilişkin genel kurala göre 'özel hüküm' niteliğindedir. Kanun koyucu, mülkiyet hakkına müdahalenin ve tedbirin etkinliğinin zorunlu bir sonucu olarak, bu aleniyeti istisnai olarak kabul etmiştir. - **Sınırlı İfşa:** El koyma, sadece ilgili sicil ve kurumlara bildirilir. Soruşturmanın diğer detayları (deliller, tanıklar, ifadeler) gizli kalmaya devam eder. Yani ifşa, sadece tedbirin icrası için zorunlu olanla sınırlıdır. - **Gerekçelendirme ve Denetim:** El koyma kararlarının somut delillere dayanması, gerekçeli olması ve hâkim tarafından verilmesi (ve itiraza tabi olması), bu ağır tedbirin keyfi kullanılmasını önleyerek gizliliğin gereksiz yere ihlal edilmesinin önüne geçer. Sonuç olarak, el koyma tedbiri, soruşturmanın gizliliği ilkesine bir istisna teşkil eder. Kanun koyucu, suç gelirleriyle etkin mücadele etme amacını, soruşturmanın tamamen gizli kalması amacına üstün tutarak, bu iki ilke arasında orantılı bir denge kurmuştur.