CMK m. 150/3 uyarınca zorunlu müdafisi bulunan bir sanık, duruşmada müdafisinin yaptığı savunmayı beğenmeyerek, 'Müdafimin savunmasına katılmıyorum, ben kendi savunmamı kendim yapacağım' derse, mahkeme nasıl bir yol izlemelidir? Müdafinin hukuki statüsü bu durumda ne olur?
Mahkemenin, hem sanığın savunma hakkına hem de zorunlu müdafiliğin kamusal niteliğine saygı gösterecek şekilde dengeli bir yol izlemesi gerekir. İzlenmesi gereken adımlar şunlardır: 1. **Sanığa Söz Hakkı Verme:** Savunma hakkının asıl sahibi sanık olduğu için, mahkeme sanığa söz vererek kendi savunmasını yapmasına izin vermelidir. Sanığın beyanları tutanağa eksiksiz olarak geçirilmelidir. 2. **Müdafinin Görevine Devam Etmesi:** Sanığın, müdafinin savunmasına katılmaması, zorunlu müdafilik durumunu ortadan kaldırmaz. Müdafi, sanığın onu azletmediği sürece görevine devam eder. Mahkeme, 'sanık kendi savunmasını yaptı' diyerek müdafiyi duruşmadan çıkaramaz. 3. **Hukuki Değerlendirme:** Müdafi, sanığın kendi beyanlarından sonra, bu beyanların hukuki sonuçları hakkında sanığı aydınlatma ve dosyanın esasına ilişkin hukuki değerlendirmelerde bulunma görevine devam eder. Müdafinin görevi, sadece sanığın söylediklerini tekrar etmek değil, aynı zamanda hukuki bir çerçeve sunmaktır. Özetle, müdafinin hukuki statüsü değişmez, duruşmada kalmaya ve görevini yapmaya devam eder. Ancak mahkeme, kararını verirken hem sanığın kendi beyanlarını hem de müdafinin hukuki mütalaasını birlikte değerlendirir. Sanığın beyanları ile müdafinin savunması arasında bir çelişki varsa, mahkeme bu çelişkiyi de gerekçesinde tartışarak bir sonuca varır. Bu, sanığın bizzat savunma hakkı ile müdafi yardımından yararlanma hakkı arasında bir denge kurar.