Bir sanık hakkında, CMK m. 150/2 uyarınca zorunlu müdafi atanmasını gerektiren bir durum (örneğin, kendisini savunamayacak derecede malul olma) yargılama sırasında ortaya çıkmıştır. Ancak mahkeme bu durumu fark etmemiş veya önemsemeyerek müdafi atamadan yargılamaya devam etmiştir. Sanık veya yakını, bu durumda ne yapmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189443

Sanık veya yakınının izlemesi gereken yol şudur: 1. **Derhal Mahkemeye Talepte Bulunma:** Durumu fark ettikleri anda, bir dilekçe ile veya duruşma sırasında sözlü olarak, sanığın CMK m. 150/2'de belirtilen halde olduğunu (örneğin, ilgili sağlık raporlarını sunarak) ve bu nedenle kendisine zorunlu müdafi atanması gerektiğini mahkemeye bildirmelidirler. Bu talebin tutanağa geçirilmesini sağlamak önemlidir. 2. **Mahkemenin Reddi Halinde Kanun Yolları:** Eğer mahkeme bu talebi reddeder ve yargılamaya müdafisiz devam ederse, bu durum hükümle birlikte istinaf veya temyiz kanun yolunda ileri sürülecek en önemli bozma nedenlerinden biri haline gelir. Mahkemenin ret kararı, tek başına ara karar olarak temyiz edilemez, ancak nihai hükmü sakatlayan temel bir usul hatasıdır. 3. **Temyiz/İstinaf Başvurusu:** Yargılama sonunda verilecek mahkumiyet hükmüne karşı yapılacak istinaf veya temyiz başvurusunda, 'zorunlu müdafilik şartları oluşmasına rağmen müdafi atanmayarak savunma hakkının kısıtlandığı' ve bunun CMK m. 289 uyarınca kesin hukuka aykırılık oluşturduğu açıkça belirtilmelidir. Yüksek mahkeme, bu durumu tespit ettiğinde, esasa girmeden, savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle hükmü bozacak ve dosyanın, müdafi atanarak yeniden yargılama yapılması için yerel mahkemeye gönderilmesine karar verecektir.