Bir sanık hakkında, TCK m. 168'de sayılan suçlardan olmadığı halde (örneğin kasten yaralama), mahkeme TCK m. 168'i kıyasen uygulayarak etkin pişmanlık indirimi yapmıştır. Bu karar istinaf/temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Adalet Bakanlığı bu karara karşı kanun yararına bozma yoluna gidebilir mi? Giderse sonuç ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189433

Evet, Adalet Bakanlığı kanun yararına bozma yoluna gidebilir. Bu durum, 'kanunun açık hükmüne aykırılık' teşkil eden tipik bir hukuka aykırılık halidir. TCK m. 168, uygulanacağı suçları sınırlı sayıda saymıştır. Kasten yaralama suçu bu listede yoktur. Ceza hukukunda, sanık lehine de olsa, ceza indirimi veya cezasızlık öngören istisnai hükümlerin kıyasen uygulanması yasaktır (kanunilik ilkesi). Mahkemenin TCK m. 168'i kıyasen uygulaması, bu temel ilkenin ihlalidir. Kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay'ın vereceği karar, CMK m. 309/4'ün hangi bendi kapsamında olacağı açısından önemlidir. Bu, 'mahkumiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözen yönüne' ilişkin bir hukuka aykırılıktır. Ancak, bu bozmanın sanık aleyhine sonuç doğurup doğurmayacağı tartışmalıdır. Genel ilke, kanun yararına bozmanın sanık aleyhine sonuç doğurmamasıdır (m. 309/4-c'nin ruhu). Ancak burada, sanık lehine hukuka aykırı bir indirim yapılmıştır. Yargıtay genellikle bu durumda kararı bozar, ancak 'aleyhe sonuç doğurmama' kuralı gereği, sanığın kazanılmış hakkına dokunulmaz. Yani, Yargıtay, uygulamanın hatalı olduğunu tespit eder ve içtihat birliği için bozar, ancak sanığın cezasının artırılmasına yol açacak şekilde dosyayı iade etmez veya cezayı doğrudan ağırlaştırmaz. Hukuki hata tespit edilir, ancak sanığın fiili durumu korunur.