TCK m. 168/4'teki 'kısmen geri verme' halinde aranan 'mağdurun rızası', şekle bağlı bir beyan mıdır? Mağdurun duruşmada açıkça 'rızam vardır' dememesi, ancak zararın bir kısmını aldıktan sonra şikayetinden vazgeçmesi, zımni (örtülü) bir rıza olarak kabul edilebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189415

Mağdurun rızasının şekle bağlı olduğuna dair kanunda bir hüküm yoktur. Bu nedenle rıza, açık veya zımni (örtülü) olabilir. Mahkemenin, mağdurun iradesini şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit etmesi esastır. En sağlıklı yöntem, mahkemenin mağdura bu soruyu doğrudan sorarak beyanını tutanağa geçirmesidir. Mağdurun açıkça 'rızam vardır' dememesi, ancak zararın bir kısmını aldıktan sonra şikayetinden vazgeçmesi, Yargıtay tarafından genellikle zımni bir rıza olarak yorumlanmaktadır. Çünkü şikayetten vazgeçme, sanığın durumunun lehe sonuçlanmasına yönelik bir irade beyanıdır ve kısmi de olsa zararı giderilmiş bir mağdurun bu adımı atması, bu gidermeden tatmin olduğuna dair güçlü bir karine oluşturur. Ancak bu bir karinedir ve mahkeme, somut olayın özelliklerine göre aksi bir sonuca da varabilir. Örneğin, mağdur şikayetinden vazgeçerken, 'ama bu zararın tamamı değildir, ben sadece uğraşmak istemediğim için vazgeçiyorum, rızam yoktur' gibi bir beyanda bulunursa, zımni rızadan söz edilemez. Dolayısıyla, mahkemenin durumu netleştirmesi her zaman en doğrusudur.