5271 sayılı CMK'nın 128/3. maddesi, 'Taşınmaza elkonulması kararı, tapu kütüğüne şerh verilmek suretiyle icra edilir.' demektedir. Tapuya şerh düşüldükten sonra, şüphelinin bu taşınmazı üçüncü bir kişiye satması halinde, bu satış işlemi hukuken geçerli midir?
Hayır, hukuken geçerli değildir ve tapu sicil müdürlüğü tarafından gerçekleştirilmez. Tapu sicili, aleniyet (kamuya açıklık) ilkesine tabidir. Bir taşınmazın tapu kaydına düşülen şerhler, o taşınmaz üzerinde üçüncü kişilerin hak iddia etmesini sağlayan veya tasarruf yetkisini kısıtlayan durumları herkese karşı ileri sürülebilir hale getirir. CMK m. 128 uyarınca konulan el koyma şerhi de, taşınmaz malikinin (şüpheli/sanık) o taşınmaz üzerindeki 'tasarruf yetkisini' kısıtlayan bir şerhtir. Bu şerh tapuda göründüğü sürece, tapu müdürlüğü bu taşınmazın satış, devir, ipotek gibi tasarruf işlemlerini gerçekleştiremez. Eğer bir şekilde bu şerhe rağmen bir satış işlemi yapılmışsa dahi, bu işlem el koyma kararını veren adli makamlara ve devletin rüçhan hakkına karşı geçersizdir. Medeni Kanun'un iyi niyetle mülkiyet kazanımını düzenleyen hükümleri (TMK m. 1023), tapu sicilindeki bu tür açık bir şerh karşısında alıcı lehine işlemez. Çünkü alıcı, tapu kaydını incelediğinde bu şerhi görmekle yükümlüdür ve iyi niyetli olduğu iddia edilemez.