CMK m. 150/2'de sayılan zorunlu müdafilik hallerinden birinin varlığına rağmen müdafi atanmadan sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Bu durum, CMK m. 309 kanun yararına bozma konusu yapılabilir mi? Eğer yapılırsa, Yargıtay'ın vereceği karar ne olur?
Evet, bu durum tipik bir kanun yararına bozma nedenidir. Zorunlu müdafi atanmaması, savunma hakkının en ağır şekilde kısıtlanmasıdır ve CMK m. 289/1-e uyarınca kesin hukuka aykırılık (mutlak bozma) halidir. Karar istinaf/temyiz edilmeden kesinleştiği için, bu hukuka aykırılığın giderilmesi ancak CMK m. 309 ile mümkündür. Yargıtay'ın vereceği karar, CMK m. 309/4-b'ye göre olacaktır. Bu fıkra, bozma nedeninin 'savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin' olması halini düzenler. Yargıtay: 1. Mahkumiyet hükmünü kanun yararına bozar. 2. Dosyanın, yeniden yargılama yapılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verir. 3. Yerel mahkeme, sanığa usulüne uygun olarak zorunlu müdafi atayarak yargılamayı yeniden yapar. 4. Yeniden yapılacak yargılama sonucunda verilecek yeni hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz. Dolayısıyla Yargıtay, esasa ilişkin bir karar vermez, yargılamanın temelden sakat olduğunu tespit ederek usulüne uygun bir şekilde yeniden yapılması için dosyayı iade eder.