CMK m. 309/4-d, Yargıtay'a kanun yararına bozma incelemesinde 'doğrudan hükmetme' yetkisi verirken, CMK m. 309/4-b, bazı durumlarda yeniden yargılama için dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesini öngörmektedir. Bu iki fıkra arasındaki ayrımın temel kriteri nedir? Yargıtay ne zaman doğrudan hükmeder, ne zaman dosyayı iade eder?
Bu iki fıkra arasındaki ayrımın temel kriteri, hukuka aykırılığın giderilmesinin 'yeniden bir yargılama yapılmasını ve/veya delil takdirini' gerektirip gerektirmediğidir. **Doğrudan Hükmetme (m. 309/4-d):** Yargıtay, eğer hukuka aykırılığın düzeltilmesi, yeniden bir duruşma açılmasını, tanık dinlenmesini, bilirkişi raporu alınmasını veya mahkemenin sanığın kişiliğine ilişkin bir takdirde bulunmasını gerektirmiyorsa, yani sadece mevcut dosya üzerinden hukuki veya basit matematiksel bir işlemle sonuç ceza belirlenebiliyorsa, doğrudan hükmeder. Örnekler: - Zamanaşımının dolduğunun tespiti üzerine davanın düşürülmesi. - Yanlış kanun maddesi uygulanması nedeniyle cezanın yeniden hesaplanması. - Uygulanması unutulan lehe bir hükmün (örn. TCK m. 168) uygulanarak cezanın indirilmesi. **Yeniden Yargılama için İade (m. 309/4-b):** Yargıtay, eğer hukuka aykırılık, savunma hakkını kısıtlayan bir usul hatası ise (örn. zorunlu müdafi atanmaması) veya verilecek kararın mahkemenin takdirine bağlı olduğu bir durum söz konusu ise (örn. HAGB, erteleme gibi kişiselleştirme kurumlarının değerlendirilmesi gerekliliği ortaya çıkmışsa), dosyayı yeniden yargılama için yerel mahkemeye gönderir. Çünkü bu gibi durumlarda Yargıtay, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek delil takdirinde veya sanığın kişiliğine ilişkin bir değerlendirmede bulunamaz. Bu, ilk derece mahkemesinin görevidir.