5271 sayılı CMK'nın 128. maddesinde yapılan 6526 sayılı Kanun değişikliği ile eklenen 'Bu madde kapsamında elkoyma kararı alınabilmesi için ilgisine göre... rapor alınır. Bu rapor en geç üç ay içinde hazırlanır. Özel sebepler zorunlu kıldığında bu süre talep üzerine iki ay daha uzatılabilir.' hükmü, soruşturmaların makul sürede tamamlanması ilkesi açısından ne gibi bir risk taşımaktadır ve bu risk nasıl dengelenmeye çalışılmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189399

Bu hüküm, soruşturmaların makul sürede tamamlanması ilkesi açısından bir risk taşımaktadır. Çünkü el koyma kararı gibi önemli bir koruma tedbirinin uygulanması, harici bir kurumun rapor hazırlamasına bağlanmıştır. Bu kurumların iş yoğunluğu veya bürokratik süreçler nedeniyle raporun hazırlanmasının gecikmesi, soruşturmanın da uzamasına ve sürüncemede kalmasına neden olabilir. Bu durum, hem şüphelinin lekelenmeme hakkını hem de bir an önce aklanma veya yargılanma hakkını ihlal etme potansiyeli taşır. Kanun koyucu, bu riski dengelemek için hükme belirli 'süre sınırlamaları' getirmiştir: 1. **Ana Süre:** Raporun hazırlanması için 'en geç üç ay' gibi net bir ana süre öngörülmüştür. 2. **Uzatma Süresi:** Bu sürenin uzatılması, ancak 'özel sebeplerin zorunlu kılması' gibi istisnai bir şarta ve 'talep üzerine' mahkemenin iznine bağlanmıştır. Uzatma süresi de 'iki ay' ile sınırlandırılmıştır. Bu süreler, rapor sürecinin sonsuza kadar uzamasını engelleyerek, makul sürede yargılanma hakkı ile el koyma tedbirinin sağlam delillere dayanması gerekliliği arasında bir denge kurmayı amaçlamaktadır. Ancak uygulamada bu sürelere riayet edilip edilmediğinin yargısal denetiminin etkin bir şekilde yapılması kritik öneme sahiptir.