CMK m. 150/2, zorunlu müdafilik hallerinden biri olarak 'sağır ve dilsiz' olmayı saymaktadır. Modern teknolojinin (işaret dili tercümanları, yazılı iletişim cihazları vb.) varlığı, bu kuralın mutlak bir zorunluluk olarak devam etmesinin gerekliliğini ortadan kaldırır mı? Bu kuralın arkasındaki 'savunmada fiili eşitsizlik' varsayımını tartışınız.
Modern teknoloji, iletişimi kolaylaştırsa da, bu kuralın gerekliliğini ortadan kaldırmaz. Kuralın arkasındaki temel varsayım, sadece iletişim kurma zorluğu değil, aynı zamanda ceza muhakemesinin karmaşık, soyut ve anlık tepkiler gerektiren yapısı karşısında, sağır ve dilsiz bir bireyin 'fiili bir dezavantaja' sahip olduğudur. Bu 'savunmada fiili eşitsizlik' varsayımı şu nedenlere dayanır: 1. **Hukuki Kavramların Soyutluğu:** Bir müdafi, sadece sanığın söylediklerini aktarmaz; aynı zamanda hukuki kavramları (yeterli şüphe, etkin pişmanlık, meşru savunma vb.) sanığın anlayacağı şekilde açıklar. İşaret dili tercümanı, hukuki yorum yapma yeteneğine sahip değildir, sadece kelimeleri çevirir. 2. **Duruşma Dinamikleri:** Duruşmalar, sadece beyanlardan ibaret değildir. Tanığın beden dili, hakimin veya savcının ses tonu, duruşma salonundaki genel atmosfer gibi sözsüz iletişim unsurları da önemlidir. Sağır bir sanık bu dinamiklerin büyük bir kısmını kaçırır. Müdafi, bu eksikliği telafi ederek sanığı bilgilendirir. 3. **Anlık Reaksiyon Gerekliliği:** Bir tanık beklenmedik bir ifade verdiğinde veya savcı sürpriz bir talepte bulunduğunda, anında hukuki bir tepki vermek gerekebilir. Tercüman aracılığıyla bu anlık reaksiyonu sağlamak ve strateji belirlemek çok zordur. Müdafi bu görevi üstlenir. 4. **Koruyucu Kalkan Rolü:** Müdafi, sanığı usulsüz sorulara, baskıya veya hak ihlallerine karşı korur. Tercümanın böyle bir görevi ve yetkisi yoktur. Sonuç olarak, teknoloji bir yardımcı araçtır, ancak müdafinin sağladığı hukuki analiz, strateji ve koruma fonksiyonlarının yerini tutamaz. Bu nedenle, 'sağır ve dilsiz' olma hali, savunmada fiili bir eşitsizlik yarattığı varsayımıyla, AİHS'nin 'adaletin selameti' ilkesine uygun olarak zorunlu müdafiliği gerektirmeye devam etmektedir.