5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi uyarınca atanan zorunlu müdafiin ücretinin sanığa yükletilmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/3-c maddesine aykırılık teşkil ederken, CMK m. 150/1 uyarınca sanığın 'istemi üzerine' atanan ihtiyari müdafiin ücretinin sanıktan tahsili aynı aykırılığı oluşturur mu? Bu iki durum arasındaki temel fark nedir?
Hayır, CMK m. 150/1 uyarınca atanan müdafi ücretinin sanıktan tahsili, kural olarak AİHS'ye aykırılık oluşturmaz. İki durum arasındaki temel fark, müdafi atanmasının 'zorunluluk' ve 'ücretsizlik' koşullarının bir arada bulunup bulunmamasından kaynaklanır. - **CMK m. 150/3 (Zorunlu Müdafilik):** Bu durumda müdafi atanması, suçun ağırlığı nedeniyle 'adaletin selameti' için zorunlu görülmüştür. Eğer sanık aynı zamanda 'mali olanaklardan yoksun' ise, AİHS m. 6/3-c'deki iki şart (adaletin selameti ve mali olanaksızlık) birleşir ve müdafi yardımının 'ücretsiz' olması bir hak haline gelir. Bu hakkın sonradan ücret talep edilerek geri alınması, hakkın ihlalidir. - **CMK m. 150/1 (İhtiyari Müdafilik):** Bu durumda, suçun niteliği 'adaletin selameti' için zorunlu müdafiliği gerektirmez. Sanık, 'müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde' kendisine bir müdafi görevlendirilir. Bu, devletin sağladığı bir 'adli yardım' hizmetidir. Adli yardımın doğası gereği, eğer kişinin sonradan mali durumunun iyileştiği veya başlangıçta beyanının gerçeğe aykırı olduğu anlaşılırsa, bu hizmet için yapılan masrafın kendisinden talep edilmesi mümkündür. Sanık, zorunlu bir durum olmadığı halde bu hizmeti talep etmiştir. Dolayısıyla, bu ücretin daha sonra talep edilmesi, AİHS'nin ruhuna aykırı bir durum olarak görülmez. Ancak burada da kişinin gerçekten mali olanaklardan yoksun olup olmadığı titizlikle araştırılmalıdır.