5271 sayılı CMK'nın 128. maddesinde yapılan 2014 ve 2016 tarihli değişikliklerle, el koyma kararı alınabilmesi için belirli kurumlardan (MASAK, SPK vb.) rapor alınması zorunluluğu getirilmiştir. Bu zorunluluğun, el koyma tedbirinin uygulanmasında 'somut delillere dayanma' ve 'orantılılık' ilkelerini güçlendirme açısından rolünü tartışınız.
Bu rapor zorunluluğu, CMK m. 128'in uygulanmasında 'somut delillere dayanma' ve 'orantılılık' ilkelerini güçlendiren çok önemli bir güvencedir. Rolü şu şekilde açıklanabilir: 1. **Somut Delillere Dayanmayı Sağlama:** Özellikle karmaşık mali suçlarda (zimmet, rüşvet, örgütlü suçlar vb.), bir malvarlığının suçtan elde edilip edilmediğini tespit etmek, özel uzmanlık ve teknik bilgi gerektirir. MASAK, SPK, BDDK gibi kurumlar, bu uzmanlığa sahip kuruluşlardır. Bu kurumlardan rapor alınması, hâkimin kararını soyut şüpheler veya iddialar yerine, finansal analizlere, para akışlarına ve uzman değerlendirmelerine dayandırmasını sağlar. Bu da, CMK m. 128/1'in aradığı 'somut delillere dayanan kuvvetli şüphe' şartının içinin doldurulmasına hizmet eder. 2. **Orantılılığı Güvence Altına Alma:** Bu raporlar, sadece suç geliri olup olmadığını değil, aynı zamanda 'suçtan elde edilen değeri' de tespit etmeyi amaçlar. Bu, el koyma tedbirinin, suçla orantısız bir şekilde şüphelinin tüm malvarlığına yayılmasını önler. Örneğin, 1 milyon TL'lik bir rüşvet suçunda, şüphelinin 50 milyon TL'lik tüm malvarlığına değil, sadece suçla ilişkilendirilebilen 1 milyon TL değerindeki kısmına el konulmasını sağlayarak orantılılık ilkesini korur. Rapor, müdahalenin sınırlarını çizmede hâkime yol gösterir ve mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin keyfi ve ölçüsüz olmasını engeller.