5271 sayılı CMK'da zorunlu müdafilik öngörülen hallerde, atanan müdafinin beyanları veya yaptığı usuli işlemler (örneğin temyizden feragat), sanığın açık iradesiyle çelişirse hangisine üstünlük tanınır? Savunma hakkının sahibi kimdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189382

Savunma hakkının asıl sahibi şüpheli veya sanığın kendisidir. Müdafi, bu hakkın kullanılmasında sanığa yardımcı olan, onun temsilcisi ve hukuki danışmanıdır. Bu nedenle, sanığın açık iradesi ile müdafinin beyanı veya işlemi arasında bir çelişki olması halinde, kural olarak sanığın iradesine üstünlük tanınır. Örneğin: - Sanık temyiz etmek istediğini beyan ederken, müdafi temyizden feragat ederse, sanığın iradesi geçerlidir ve temyiz talebi kabul edilir. - Müdafi belirli bir savunma stratejisi izlerken, sanık duruşmada bu stratejinin aksine bir beyanda bulunursa, mahkeme sanığın beyanını esas almalıdır. Bu ilkenin istisnası, sanığın kendi aleyhine olacak veya hukuken anlamsız bir işlem yapmak istemesi durumunda, müdafinin onu uyarma ve doğru yönlendirme görevidir. Ancak nihai karar ve irade sanığa aittir. Zorunlu müdafilik, sanığın iradesine rağmen ona bir savunmacı dayatmak anlamına gelmez; savunma hakkından mahrum kalmasını önlemek için bir güvence sağlamak anlamına gelir. Sanık, bu güvenceye rağmen kendi savunmasını yapmakta ve temel kararları almakta serbesttir. Dolayısıyla, çelişki halinde sanığın açık ve bilinçli iradesi üstün tutulur.