TCK m. 168/1 ve TCK m. 168/2'de düzenlenen etkin pişmanlık indirim oranları (sırasıyla 2/3'e kadar ve 1/2'ye kadar) 'kadar' ifadesiyle bir üst sınır belirlemektedir. Mahkemenin, bu sınırlar içinde kalmak kaydıyla, indirim oranını belirlerken TCK m. 61'deki temel cezanın belirlenmesine ilişkin kriterleri kıyasen uygulaması mümkün ve doğru mudur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189378

Evet, mümkün ve doğrudur. TCK m. 61, temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınacak kriterleri (suçun işleniş biçimi, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik) saymaktadır. TCK m. 168'deki indirim oranının belirlenmesi de, cezanın bireyselleştirilmesinin bir parçasıdır ve bir takdir hakkı kullanımını içerir. Mahkeme, 'kadar' ifadesinin kendisine tanıdığı bu takdir hakkını kullanırken, TCK m. 61'deki ilkelere benzer şekilde, somut olayın özelliklerini değerlendirmelidir. Örneğin; - Zararın çok büyük olduğu bir olayda, zararın tamamı giderilse bile en üst orandan (2/3) değil de daha düşük bir orandan indirim yapmayı takdir edebilir. - Failin pişmanlığının samimiyeti ve zararı gidermedeki çabası, daha yüksek bir indirim oranını haklı kılabilir. - Zararın, suçun işlenmesinden çok uzun bir süre sonra, hükme çok yakın bir tarihte giderilmesi, daha düşük bir indirim oranına neden olabilir. Dolayısıyla, TCK m. 61 doğrudan uygulanmasa da, oradaki 'cezanın bireyselleştirilmesi' mantığı, TCK m. 168'deki oransal indirimin takdirinde hakime yol gösterici bir ilke olarak hizmet eder. Mahkeme, bu takdirinin gerekçesini kararında açıklamakla yükümlüdür.