Yağma suçundan yargılanan sanık, kovuşturma aşamasında mağdurun zararını tamamen gidermek istediğini, ancak mağdurun bunu kabul etmediğini ve kendisiyle görüşmediğini belirtmiştir. Mağdur da duruşmada zararın giderilmesini istemediğini, ancak sanık hakkında TCK m. 168'in uygulanmasına rıza gösterdiğini beyan etmiştir. Mahkemenin bu çelişkili durum karşısında izlemesi gereken yol nedir? (Bkz. YCGK 2013/152 K.)
Mahkemenin, sanığın etkin pişmanlıktan yararlanma hakkını güvence altına alacak şekilde hareket etmesi gerekir. YCGK 2013/152 K. sayılı kararda benzer bir durum ele alınmıştır. Mağdurun, zararın fiilen giderilmesini istememesi, ancak kanun maddesinin uygulanmasına rıza göstermesi çelişkili bir durumdur. Ancak TCK m. 168, failin pişmanlık iradesini esas alır. Zararın 'tamamen' giderilmek istendiği durumlarda mağdurun rızası aranmaz. Mağdurun iadeyi kabul etmemesi, sanık aleyhine yorumlanamaz. Bu nedenle mahkeme, mağdurun beyanındaki çelişkiye takılmadan, sanığın zararı fiilen giderebilmesi için bir imkan yaratmalıdır. Yapılması gereken, mağdurun zarar miktarını net bir şekilde tespit etmek ve sanığa bu miktarı yatırabileceği bir 'ödeme noktası' (mahkeme veznesi veya bir banka hesabı) tayin etmektir. Sanık bu miktarı belirlenen yere yatırdığı takdirde, etkin pişmanlığın objektif şartı gerçekleşmiş sayılır ve mahkeme TCK m. 168/3 uyarınca (kovuşturma aşaması olduğu için 1/3'e kadar) indirim uygulamalıdır.