TCK m. 168'in uygulanabilmesi için aranan 'pişmanlık' unsurunun, failin iç dünyasındaki samimi nedametten ziyade, suç sonrası sergilediği 'aktif ve iradi davranış' olarak objektifleştirilmesinin, ceza adalet sistemindeki öngörülebilirlik ve ispat hukuku açısından sağladığı avantajlar nelerdir? (Bkz. YCGK 2015/517 E., 2016/154 K.)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189359

Bu objektifleştirmenin temel avantajları şunlardır: 1) **İspat Kolaylığı ve Hukuki Güvenlik:** Failin iç dünyasındaki samimiyet gibi sübjektif bir durumu ispatlamak neredeyse imkansızdır. Yargılamayı bu tür sübjektif değerlendirmelere bağlamak, keyfiliğe yol açabilir. Davranışı esas almak ise objektif, somut ve ispatlanabilir bir kriter sunarak hukuki güvenliği ve öngörülebilirliği artırır. 2) **Uygulamada Birlik:** Hakimlerin, failin samimiyetine ilişkin farklı sübjektif kanılara varması yerine, zararın giderilip giderilmediği gibi somut bir olgu üzerinden karar vermesi, ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanmasına yardımcı olur. 3) **Suç Politikası Amaçlarına Uygunluk:** Kurumun asıl amacı, faili zararı gidermeye teşvik etmektir. Bu teşvikin, ispatı zor bir 'samimiyet' şartına bağlanması, kurumu işlevsiz kılabilirdi. Davranışı ödüllendirmek, suç politikasının pratik amacına daha iyi hizmet eder. (Referans: YCGK 2016/154 K. kararındaki genel mantık ve Adem Sözüer'e yapılan atıf.)