CMK m. 128/8, bu maddeye göre alınan el koyma kararının gereklerine aykırı hareket edilmesi halinde TCK m. 289'daki 'Muhafaza görevini kötüye kullanma' suçunun uygulanacağını belirtir. Bir el koyma kararının hukuken geçerli sayılabilmesi ve bu suçun oluşabilmesi için aranan temel şartlar nelerdir? Özellikle sicile kayıtlı mallar (araç vb.) için aranan şekil şartını Yargıtay içtihatları ışığında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189344

TCK m. 289'daki muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için, öncelikle hukuken geçerli bir el koyma kararı ve bu karara dayalı olarak usulüne uygun bir 'muhafaza altına alma' ve 'teslim-tesellüm' işleminin yapılmış olması gerekir. El koyma kararının kendisi hukuka aykırı veya usulüne uygun icra edilmemişse, bu suçun maddi unsuru oluşmaz. Yargıtay içtihatlarına göre (ör. Yargıtay 2. CD 2020/31937 E.), özellikle sicile kayıtlı mallar için aranan şekil şartları kritik öneme sahiptir: 1. **Hâkim Kararı:** CMK m. 128 kapsamındaki el koymalar için mutlaka bir hâkim kararı olmalıdır. 2. **Sicile Şerh:** CMK m. 128/4 uyarınca, kara, deniz ve hava ulaşım araçları gibi sicile kayıtlı mallar için el koyma kararının icrası, ancak 'kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle' tamamlanır. Sadece aracın fiilen alınması yeterli değildir. Sicile şerh, el koyma işleminin kurucu unsurudur. 3. **Usulüne Uygun Teslim:** El konulan malın bir yediemine teslim edilmesi halinde, bu teslimin hukuken geçerli bir el koyma kararına ve işlemine dayanması gerekir. Eğer bu şartlar, özellikle de sicile şerh şartı yerine getirilmemişse, ortada hukuken tekemmül etmiş bir el koyma işlemi yoktur. Bu nedenle, malı teslim alan kişinin daha sonra bu malı elden çıkarması halinde, kendisine hukuken geçerli bir muhafaza görevi yüklenmediği için TCK m. 289'daki suçun unsurları oluşmaz ve beraat kararı verilmesi gerekir.