CMK m. 309/4-c, kanun yararına bozma nedeninin 'davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin olması' halinde, bozmanın aleyhe sonuç doğurmayacağını ve yeniden yargılamayı gerektirmeyeceğini belirtir. Bu fıkra kapsamına giren hüküm türleri nelerdir ve 'aleyhe sonuç doğurmama' ilkesi nasıl işler? Örneklerle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189333

CMK m. 309/4-c kapsamına, CMK m. 223'te sayılan ve davanın esasını çözen, ancak mahkumiyet niteliğinde olmayan hükümler girer. Bunlar başlıca şunlardır: - **Beraat Kararı:** Sanığın suçsuz bulunduğuna dair karar. - **Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı (CVYO):** Fiil suç olsa da, failin yaşı, akıl hastalığı, zorunluluk hali gibi nedenlerle cezalandırılamayacağına dair karar. - **Düşme Kararı:** Zamanaşımı, şikayetten vazgeçme, af gibi nedenlerle davanın ortadan kalktığına dair karar. - **Davanın Reddi Kararı:** Aynı fiilden dolayı daha önce verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava olması (derdestlik, kesin hüküm) nedeniyle verilen karar. 'Aleyhe sonuç doğurmama' ilkesi şu anlama gelir: Yargıtay, bu tür bir hükmü (örneğin beraat kararını) hukuka aykırı bularak kanun yararına bozsa bile, bu bozma kararı sanığın durumunu daha kötüye götürecek şekilde kullanılamaz. Örneğin, delillerin yanlış değerlendirildiği gerekçesiyle bir beraat kararı kanun yararına bozulsa dahi, sanık hakkında yeniden yargılama yapılarak mahkumiyet kararı verilemez. Bozma, sadece o karardaki hukuki hatanın Yargıtay tarafından tespit edilmesi ve benzer hataların gelecekte yapılmasını önlemek amacıyla içtihat birliği sağlama işlevi görür. Sanığın kazandığı hukuki statü (beraat etmiş olmak) korunur. Bu, kanun yararına bozmanın sanık lehine sonuç doğurabileceği ancak kural olarak aleyhine sonuç doğuramayacağı ilkesinin en net göründüğü fıkradır.